açık
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi آچیق, Eski Türkçe açuk (açuk)
Ön ad
[düzenle]açık (karşılaştırma daha açık, üstünlük en açık)




- açılmış, kapalı olmayan
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 200 , Dergâh Yayınları
- "Açık, perdesiz pencerelerden bu mazi artıklarıyla hiç de uyuşamayan bîçare başlar uzanıyordu."
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 200 , Dergâh Yayınları
- Engelsiz, serbest olan.
- Açık yol
- Örtüsüz, çıplak olan.
- Yolcuların hepsi indikten sonra Mehmet Akif göründü, beni açık başıyla selâmladı. - Ahmet Kabaklı
- İçinde veya üstünde hiçbir şey bulunmayan.
- Kâğıtta açık yer kalmadı.
- Görevlisi olmayan, boş (iş, görev).
- Müdürlükte iki kişilik kadro açık.
- Aralığı çok.
- Açık adımlarla.
- Çalışır durumda olan.
- "Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar." - Ömer Seyfettin
- Kolay anlaşılır; vazıh.
- "Açık, dobra sualleriyle karşısındakinin en azından keyfini kaçırır." - Emine Işınsu
- gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
- 2004: Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 38 , Kanat Yayınları
- ""Daha özgürlükçü bir anayasa, derdini anlatabileceğin, daha uygun zeminler yaratır. Belki açık çalışma olanakları bile doğar."
- 2004: Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 38 , Kanat Yayınları
- Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
- "Her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o." - Tarık Buğra
- (renkler) Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı.
- "Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu." - Ömer Seyfettin
- (cinsellik) evişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.).
- "Kurnaz olan bazı sergiciler gençler için açık filmler göstermek suretiyle fazla müşteri toplama gayreti içine girerlerdi." - Temel Sönmez
Belirteç
[düzenle]açık
- belirgin bir şekilde
- İnsan, mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi? - |Mahmut Yesari
Ad
[düzenle]açık (belirtme hâli açığı, çoğulu açıklar)

- Bir gereksinimin karşılanamaması durumu.
- Tren yolu nehrin açığından geçer.
- (denizcilik) Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 119 , Dergâh Yayınları
- "Üsküdar açıkları, lodoslu akşamın suda kurulmuş malikânesi olmağa başlamıştı."
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 119 , Dergâh Yayınları
- (ekonomi) bir ihtiyacın karşılanması hâli
- Bütçe açığını bir türlü kontrol altına alınamıyordu.
- Ülkenin doktor açığı gittikçe büyümekteydi.
Çekimleme
[düzenle]
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]açığa çıkarmak, açığa çıkmak, açığa vurmak, açığı çıkmak, açığını aramak, açığını bulmak, açığını kapamak, açığını kapatmak, açık ağız aç kalmaz, açık etmek, açık kapamak, açık kapı bırakmak, açık konuşmak, açık olmak, açık söylemek, açıkta bırakmak, açıkta kalmak, açıkta olmak, açık tutmak, açık vermek, açık yaraya tuz ekilmez
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]açık açık, açık ağıl, açıkağız, açık ağızlı, açık alan, açık alın, açık ara, açık artırma, açık bilet, açık bono, açık bölge, açık büfe, açık celse, açık ciro, açık çek, açık deniz, açık devre, açık dolaşım sistemi, açık durum, açık duruşma, açık düşme, açık eksiltme, açık elli, açık erişim, açık fikirli, açık giyim, açık görüş, açıkgöz, açık gri, açık hava, açık hece, açık hesap, açık imza, açık işletme, açık kahverengi, açık kalp ameliyatı, açık kalpli, açık kapı, açık kart, açık kestane, açık kırmızı, açık kredi, açık lacivert, açık liman, açık lise, açık maaşı, açık mavi, açık mektup, açık mutfak, açık ordugâh, açık otopark, açık oturum, açık oy, açık öğretim, açık önerme, açık pazar, açık pembe, açık piyasa, açık poliçe, açık raf, açık rejim, açık saçık, açık saman rengi, açık sarı, açık sayım, açık seçik, açık senet, açık seslem, açık sözlü, açık şehir, açık taşıt, açık teşekkür, açık tohumlular, açık toplum, açık tribün, açık turuncu, açık yara, açık yeşil, açık yol, açık yürekli, açık zaman, ağzı açık, alnı açık, bahtı açık, başı açık, cari açık, eli açık, gözü açık, kapısı açık, sağ açık, sofrası açık, sol açık, ucu açık, uğuru açık, yarı açık cezaevi, açığa alınmak, açığa almak, açıktan açığa, bütçe açığı, dış ticaret açığı
Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]
|
Çeviriler
[düzenle]
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "açık" maddesi