kaynak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe kayna(kayna, kaynamak)

Söyleniş[düzenle]

[düzenle]

kaynak (belirtme hâli kaynağı, çoğulu kaynaklar)

  1. araştırma ve incelemede yararlanılan belge
    Tapu kayıtları onun XVI. yüzyılda yaşadığını gösteren başlıca kaynaklardandır.
  2. bir haberin alındığı yer
  3. bir şeyden bol miktarda bulunan yer
  4. bir şeyin ilk çıkış, başlangıç yeri
    İnanılır kaynaklardan alınan haberlere göre …
  5. bir yazılı eseri hazırlarken kullanılan veya alıntılar yapılan dergi, kitap, makale gibi yayınlar
  6. gelir, kazanç, sağlık v.s.'nin sağlayıcı öge
    Yabancı bir idare, iktisat, ticaret, memleketin bütün kazanç kaynaklarına musallat olur. — F. R. Atay
  7. iki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi
  8. iki parçanın ısı aracılığıyla birleştiği yer ve bu birleştirme işlemi
  9. (coğrafya, hidroloji) yeraltı suyunun yeryüzüne çıktığı yer
    Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi. — Y. K. Karaosmanoğlu
  10. (dil bilimi) herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü
  11. (fizik) herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer
    Isı ve ışık kaynağımız Güneş'tir.
  12. (halk ağzı) kuyruğa girmiş insanların arasına fark ettirmeden veya hile ile girme
  13. (mecaz) sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi

Çekimleme[düzenle]

Eş anlamlılar[düzenle]

Alt kavramlar[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Kelime birliktelikleri[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Benzer kelimeler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Ek okumalar[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

  1. kaynak, pınar

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.