İçeriğe atla

parça

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
IPA(anahtar): /paɾˈt͡ʃa/
Heceleme: par‧ça

Köken

[düzenle]
Osmanlı Türkçesi پارچه, Farsça پارچه (pârçe).

parça (belirtme hâli parçayı, çoğulu parçalar)

Bina, yolu iki parçaya bölüyor (1)
Kırık bir kap parçası (2)
8 parçadan oluşan bir roman (3)
İstiklal Marşı parçası (6)
  1. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey; pare
    • Yolun bu parçası bozuk.
  2. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm; [[lime], şerha
    • Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır." - Haldun Taner
  3. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri; uzuv, modül
    • On parçadan yapılmış bir oda takımı.
  4. Tane
    • Üç parça elbiselik kumaş
  5. Pasaj
    • "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım." - Reşat Nuri Güntekin
  6. (müzik) Müzik eseri
  7. Nesne
    • "Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı." - Ayla Kutlu
  8. (mecaz) Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz:
    • Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun. / Daima eğeceksin başkalarına boyun. - Kemalettin Kamu
  9. (müzik) müzik parçası kavramının kısa şekli
  10. (argo) Güzel, alımlı kız veya kadın.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ahu parçası, ateş parçası, ay parçası, bir parça, daire parçası, doğru parçası, kaç parça olayım, müzik parçası, parça başına, parça bohçası, parça bölük, parça işi, parça parça, parça pürçük, parça pinçik, yedek parça

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Azerice

[düzenle]

parça

  1. parça

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]
Farsça پارچه (pârçe)

parça

  1. parça

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Türkmence

[düzenle]

parça

  1. parça

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.