parça

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Osmanlı Türkçesi پارچه‎, Farsça پارچه(pârçe).

Söyleniş[düzenle]

[düzenle]

parça (belirtme hâli parçayı, çoğulu parçalar) parça -sı

  1. bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey
    Yolun bu parçası bozuk.
  2. bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma v.s. yoluyla ayrılmış bölüm
    Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır." - Haldun Taner
  3. birkaçı bir araya geldiğinde bütünü oluşturan şeylerin her biri
    On parçadan yapılmış bir oda takımı.
  4. cisim, nesne
    Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı. - Ayla Kutlu
  5. pasaj
    Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. - Reşat Nuri Güntekin
  6. tane
    Üç parça elbiselik kumaş.
  7. (argo) güzel, alımlı kız veya kadın
  8. (mecaz) küçümseme ve değersiz sayma bildiren söz
    Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun. / Daima eğeceksin başkalarına boyun. - Kemalettin Kamu
  9. (müzik) müzik parçası kavramının kısa şekli

Çekimleme[düzenle]

Eş anlamlılar[düzenle]

  • (bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma v.s. yoluyla ayrılmış bölüm): lime
  • (birkaçı bir araya geldiğinde bütünü oluşturan şeylerin her biri): modül

Alt kavramlar[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Azerice[düzenle]

[düzenle]

parça

  1. parça

Gagavuzca[düzenle]

Köken[düzenle]

Farsça پارچه (pârçe)

[düzenle]

parça

  1. parça

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Türkmence[düzenle]

[düzenle]

parça

  1. parça

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.