kaymak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]kaymak (belirtme hâli kaymağı, çoğulu kaymaklar)
- (süt ürünleri) sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krem
- (mecaz) bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü
- sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz
- yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka
Çekimleme
[düzenle]kaymak adının çekimi
Eylem
[düzenle]kaymak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kayar)
- düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek
- Sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı. — O. C. Kaygılı
- anlamı değişmek
- Bazen kelimeler başka anlamlara kayar.
- kaygan yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek
- durum değiştirmek
- görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek
- kurtulmak
- yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabakanın oynaması
- (argo, mecaz) Zihnin veya beynin bilişsel yetilerinde hatalar görülmesi
- Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 49 , Can Yayınları
- "Aklım hâlâ başımda. Zihnim kaymış değil."
- Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 49 , Can Yayınları
- (argo, cinsellik) cinsel ilişkide bulunmak
Çekimleme
[düzenle]kaymak eyleminin çekimi
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]
Çeviriler
[düzenle]süt ürünleri
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kaymak" maddesi
Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de kaymak
Çağatayca
[düzenle]Köken
[düzenle]- Eski Türkçe qan-aq (qan-aq)
Ad
[düzenle]Eylem
[düzenle]Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]- Eski Türkçe qan-aq (qan-aq)
Ad
[düzenle]kaymak
- (süt ürünleri) kaymak
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki
- KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.