İçeriğe atla

kaymak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]
çilek üzerinde kaymak (1)

Söyleniş

[düzenle]
IPA(anahtar): /kaj.ˈmac/
Heceleme: kay‧mak

kaymak (belirtme hâli kaymağı, çoğulu kaymaklar)

  1. (süt ürünleri) sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krem
  2. (mecaz) bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü
  3. sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz
  4. yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka

Çekimleme

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

kaymak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kayar)

  1. düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek
  2. anlamı değişmek
    • Bazen kelimeler başka anlamlara kayar.
  3. kaygan yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek
  4. durum değiştirmek
  5. görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek
  6. kurtulmak
  7. yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabakanın oynaması
  8. (argo, mecaz) Zihnin veya beynin bilişsel yetilerinde hatalar görülmesi
    • Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 49 , Can Yayınları
      "Aklım hâlâ başımda. Zihnim kaymış değil."
  9. (argo, cinsellik) cinsel ilişkide bulunmak

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]


Çeviriler

[düzenle]


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Ek okumalar

[düzenle]

Çağatayca

[düzenle]

Köken

[düzenle]
Eski Türkçe qan-aq (qan-aq)
  1. şaşı göz
  2. (süt ürünleri) kaymak

Eylem

[düzenle]
  1. taymak, zal etmek

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]
Eski Türkçe qan-aq (qan-aq)

kaymak

  1. (süt ürünleri) kaymak

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.