İçeriğe atla

bakmak

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: baktırmak

Türkçe

[değiştir]

Söyleniş

[değiştir]
  • Heceleme: bak‧mak

Yazılışlar

[değiştir]
باقمق

Eylem

[değiştir]

bakmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bakar)

  1. (hizmetler) bakışı bir şey üzerine çevirmek
    Zamanla nasıl değişiyor insan. Hangi resmime baksam ben değilim. - C. S. Tarancı
  2. aramak
  3. bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
    Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. - O. V. Kanık
  4. bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
  5. beslemek, geçindirmek
    Üç çocuklu bir aileye bakıyor.
  6. bir işi birinden beklenmek
    Evin bütün işleri bana bakıyor.
  7. hastayı muayene etmek
  8. tedavi etmek için ilgilenmek
  9. denemek, incelemek, yoklamak
    Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız?
  10. bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
    Pasaport işine polis bakar.
  11. ilgilenmek
    Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı. - E. Bener
  12. meşgul olmak, uğraşmak
    Çocuğum, sen derslerine bak.
  13. yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
    Bu iş beş bin liraya bakar.
  14. korumak, gözetmek
  15. renklerde benzemek, andırmak
    Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.
  16. anlamak, farkına varmak
    Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez. - M. Ş. Esendal
  17. başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
    Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak!

Üst kavramlar

[değiştir]

Alt kavramlar

[değiştir]

Türetilmiş kavramlar

[değiştir]

Çeviriler

[değiştir]

Kaynakça

[değiştir]

Atasözleri

[değiştir]

Eski Türkçe

[değiştir]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[değiştir]
  1. bakmak

Türkmence

[değiştir]

Eylem

[değiştir]

bakmak

  1. bakmak
  2. görmek