etmek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: etimek

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

etmek -der

[1] yapmak
[2] "iyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak
[3] bulmak, erişmek
[4] birini bir şeyden mahrum bırakmak
[5] eşit değer kazanmak
[6] herhangi bir kıymette olmak
[7] kötülükte bulunmak
[8] (din) küçük veya büyük abdestini yapmak
[9] demek, söylemek

Söyleniş[düzenle]

IPA: /etˈmec/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: et·mek

Karşıt anlamlılar[düzenle]

[*] etmemek

Çeviriler[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Alt kavramlar[düzenle]

[1] acemilik etmek, aşüftelik etmek, bahis etmek
[8] altına etmek

Örnekler[düzenle]

[1] Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. - H. Taner
[2] Ne kadar iyi ettiniz de geldiniz!
[3] Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. - R. H. Karay
[4] Çocuğu ebeveyninden ettiler.
[5] İki iki daha dört eder.
[6] Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. - Ö. Seyfettin
[7] Ah iki bardak süt, sen bana neler ettin? - S. F. Abasıyanık
[8] Çocuk altına etti.
[9] Emrah eder düştüm dile. Bülbül figan eder güle. - Erzurumlu Emrah

Deyimler[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

[1] edilgen, etken, etmen
[*] edebilmek, edilmek, ettirmek

Köken[düzenle]

Türkçe: etme + -k

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "etmek"

Yardımcı eylem[düzenle]

[1] bir işi yapmak

Kumanca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] ekmek

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] etmek, yapmak

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.