İçeriğe atla

konuşmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
IPA(anahtar): konuʃˈmac
Heceleme: ko‧nuş‧mak

Eylem

[düzenle]

konuşmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi konuşur)

Adam, sahnede konuşuyor. (1),

Söylevinde özellikle Vikiveri hakkında konuşuyor. (2), (3).

Sahnedeyken de Türkçeyi çok iyi konuşuyor. (5)

  1. (ses bilgisi) bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
    • Çocuk daha konuşamıyor.
  2. belli bir konudan söz etmek
    • Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı. - Hâlide Edip Adıvar
  3. bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
    • İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesi'nde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz. - Falih Rıfkı Atay
  4. konuşma yapmak, nutuk çekmek, söylev vermek
  5. konuşma dili olarak kullanmak
    • Türkçeyi çok iyi konuşuyor.
  6. düşüncesini herhangi bir vasıtayla anlatmak
    • Dilsizler el işaretleriyle konuşur.
  7. ilişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek
    • Üst kattakilerle konuşuyoruz.
  8. flört etmek
  9. dargın bulunmamak
  10. hayvan, oyuncak v.s. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak
  11. gizli bir bir şeyi açığa vurmak, ele vermek
  12. becermek, uzman gibi yapabilmek
    • Fokstrotta uzun boylu konuşamam. - Mahmut Yesari
  13. (mecaz) geçerli olmak, etkin olmak
    • Yasaların yerine yumruklar konuştu.
  14. şık ve zarif görünmek
    • Gömleğin konuşuyor.

Deyimler

[düzenle]

açık konuşmak, bülbül gibi konuşmak, dereden tepeden konuşmak, elini vicdanına koyarak konuşmak, makineli tüfek gibi konuşmak, mevsimli, mevsimsiz konuşmak, saçma sapan konuşmak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]