İçeriğe atla

bağ

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Bağ, bag

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]

Eski Türkçe [alfabe isteniyor] (bāġ, “1. bağlama eylemi, bağ, düğüm, 2. bağlı şey, bohça, ittifak”) sözcüğünden. Bu sözcük Eski Türkçe [alfabe isteniyor] (ba-, “bağlamak”) fiilinden Eski Türkçe +I(g)‎ (+I(g)) ekiyle türetilmiştir.

bağ (belirtme hâli bağı, çoğulu bağlar)

Paket, kırmızı bağ ile bağlanmış. (1)
Adamın elinde bağ var. (2)
Bir bağ yeşillik. (3)
  1. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt, rabıta.
    • Ayakkabının bağı çözüldü.
  2. sargı bezi.
    • Yaramın bağını değiştireceğim.
  3. demet.
    • Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz.
  4. (mecaz) ilişki.
    • "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." - Anayasa
  5. (anatomi) Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti:
    • Eklem bağı, asıcı bağ.
  6. (denizcilik) Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm.
  7. (müzik) Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret.

Köken 2

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi باغ‎ (“bağ”). O da Farsça باغ‎ (bāġ, “bahçe”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Orta Farsça باغ (bāġ, “1. kısmet, pay, kişiye tahsis edilen mülk, 2. bahçe”) sözcüğünden evrilmiştir. Orta Farsça sözcük Eski Farsça tanıksız veya yeniden kurulmuş [alfabe isteniyor] (*bāga-, “pay, arazi”) biçiminden evrilmiştir.

bağ (belirtme hâli bağı, çoğulu bağlar)

(tarım): Üzüm bağı (1)
  1. (tarım) Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası; çubukluk.
    • "Bağın asıl sahibi ölünce ölenin çocukları şehre taşınmış, bağı her yıl birisine yarıya vermeye başlamışlardı." - Metin Önal Mengüşoğlu
  2. meyve bahçesi.
    • "Sonra bağımıza ulaştığımızda haminnem bazı işleriyle meşgul olurken ben de mevsimine göre kızılcık, erik, armut, elma ve ceviz gibi meyvelere ilgi duyar, onların ağaçlarına tırmanırdım." - Doğan Sofracıoğlu

Çekimleme

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

bağ doku, bağ-fiil, organik bağ, ağız bağı, ayak bağı, bel bağı, boyun bağı, diz bağı, domuzbağı, düzen bağı, etek bağı, göbek bağı, gönül bağı, göz bağı, illiyet bağı, kan bağı, kasık bağı, kol bağı, sancak bağı

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

bağ bozmak, bağ budamak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

bağ bahçe, bağ bıçağı, bağboğan, bağ bozumu, bağ böceği, bağ çubuğu, bağkesen, Karabağlar


Çeviriler

[düzenle]
bağcılık
düğüm
meyve bahçesi
ziraat

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "BAĞ :"
  • Nişanyan Sözlük'te: bağ.

Azerice

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: bağ

bağ

  1. (ziraat) bağ, bahçe

Kırım Tatarcası

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: bağ

bağ

  1. düğüm
  2. (ziraat) bağ