rabıta
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Arapça رابطة (rābiṭa(t), “bağlantı, bağ”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ربط (rabaṭa, “bağladı, ilikledi”) fiilinin fāˁila(t) vezninde etken fiil sıfatının dişil (müennes) hâlidir.
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]rabıta (belirtme hâli rabıtayı, çoğulu rabıtalar)
- bağ.

Paket, kırmızı rabıta ile bağlanmış. (1) - Beşi çeyrek geçe postasını icrâya hazırlanan Ferah vapuru, Kadıköy iskelesinden fekk-i râbıtaya istîcal gösterir gibi hafif hafif sallanıyor (Hüseyin R. Gürpınar).
- ilişki.
- Kıran Bey çetesi, ana vatanla ve oradaki teşkîlâtla râbıtası kesilmiş bir halde Amanos eteklerinde kalıvermişti (Refik H. Karay).
- Birbirini tutma, tutarlık.
- Düzen, sıra.
- (yapı malzemeleri) Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü.
- Yüksek tavanlı odada rabıta döşemelerin insanın ayağının altında gıcırdaması, çivit mavisi duvarların göz alıcılığı ve iki cepheli manzaranın dinlendiriciliği bir sağaltım merkezini andırıyordu.— 2009, Cem KALENDER, Klan, Kavis Kitap, s. 67
- (İslam) Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması.
