kütük

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

kütük (belirtme hâli kütüğü, çoğulu kütükler) kütük -ğü

[1] (ahşap) kalın ağaç gövdesi
[2] kesilmiş ağaç gövdesi
Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti. - R. H. Karay
[3] kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var. - M. Ş. Esendal
[4] asma fidanı
Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz. - F. R. Atay
[5] resmî kayıt defteri, ana defter
[6] nüfus kütüğü
[7] (bilişim) bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü
[8] (madencilik) kütük demir
[9] görgüsüz, kaba kimse
Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu. - H. E. Adıvar

Deyimler[düzenle]

sel ağzından kütük kapmak
sel önünden kütük kapmak

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Akan çay her zaman kütük getirmez
Çubuk kırılır, çıt der; kütük kırılır, küt der

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

[1] kesilmiş, ana defteri

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

kütük

[1] (ahşap) kütük

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe kütük

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.