İçeriğe atla

kütük

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

kütük (belirtme hâli kütüğü, çoğulu kütükler) kütük -ğü

  1. (ahşap) kalın ağaç gövdesi
  2. kesilmiş ağaç gövdesi
    • 'Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti. - R. H. Karay
    • Bir köşe başında, yüksekçe bir kütüğün üstüne oturmuş biri nal dövüyordu. - Y. Kemal
  3. kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
    • Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var. - M. Ş. Esendal
  4. asma fidanı
    • Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz. - F. R. Atay
  5. (kamu yönetimi) Resmî kayıt defteri.
    • 1944: Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 65 , Ülkü Basımevi
      "Şimdilik Ankara, Eskişehir ve Manisa'da, faaliyete geçilmiştir, ileriki yıllarda bütün Türkiye'de köy kütükleri tamamlanınca vatanın zirai-mali-sosyal çehresi belirecektir."
  6. nüfus kütüğü
  7. (bilişim) bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü
  8. (madencilik) kütük demir
  9. görgüsüz, kaba kimse
    • Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu. - H. E. Adıvar

Deyimler

[düzenle]
sel ağzından kütük kapmak
sel önünden kütük kapmak

Kaynakça

[düzenle]

Türk Dil Kurumuna göre "kütük" maddesi

Çeviriler

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]
Akan çay her zaman kütük getirmez
Çubuk kırılır, çıt der; kütük kırılır, küt der

Çağatayca

[düzenle]
  1. kesilmiş, ana defteri

Gagavuzca

[düzenle]

kütük

  1. (ahşap) kütük

Köken

[düzenle]
  1. Eski Türkçe kütük

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.