İçeriğe atla

açmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]
Birisi buzdolabının kapağını açmış. (1) Buzdolabını açmışlar ki ışığı yanıyor. (2)

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

açmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi açar)

  1. bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek, kapatmanın karşıtı
    • 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 70 , Ataç Kitabevi
      "yabancı değil ben kaptan’ım/ kapıyı suna su/büyük yağmurda ıslandım"
  2. bir cihazı, bir düzeneği çalıştırmak
    • Dönüş yolunda radyoyu açtık. - Elif Şafak
  3. bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
  4. bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
  5. birbirinden uzaklaştırmak
    • Kollarını açtı.
  6. alanını genişletmek
    • Hürriyet-i Ebediyye Abidesi'nin çevresini açmak için çalışıldı.
  7. sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu hâlden kurtarmak
    • 1996: Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, sayfalar 63-64 , Çark Kitabevi Yayınları
      "Bezenir Ana, tabancanın evvelce ölen kocasının olduğunu, yatak yığınının içinde sakladığını, yatakları açarken, yere düşen tabancanın patladığını, kendisinin böyle yaralandığını söyledi, okuma yazma bilmezdi, ifadesinin altına parmak bastı."
  8. avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
    • Size derdimi açmaya geldim. - Fâlih Rıfkı Atay
  9. ayırmak, tahsis etmek
    • Senin için üst katta bir oda açtık.
  10. beğenmek
    • Burası beni açtı, çok beğendim.
  11. bir konu ile ilgili konuşmak
    • 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 116 , Dinozor Genç
      "Kız annesine beni soruyor olmalı. Annesi açıp karşılık verdi:"
  12. bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
  13. bulutların dağılmasıyla gökyüzünün aydınlanması
    • Hava açtı.
  14. düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu hâlden kurtarmak
    • Yumağı açmak.
  15. düzenlemek, yapmak
    •  Üniversite giriş imtihanını kuralları okuduktan sonra açtılar.
  16. alışverişi başlatmak
    • Bakan, tütün piyasasını açtı.
  17. engeli kaldırmak
    • Karla kapanan yolu açmak.
  18. ferahlık vermek
  19. güzel göstermek, yakışmak
    • Bu renk odayı açtı.
  20. görünür hâle getirmek
    • Kollarını, göğsünü açmış.
  21. poker, satranç v.s. oyunları başlatmak
  22. rengin koyuluğunu azaltmak
    • Bu boyayı biraz daha açmalı.
  23. savaşla almak, fethetmek
  24. sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
    • Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu.
  25. tıkalı bir şeyi bu hâlden kurtarmak
    • Su borusunu açmak.
  26. (tıp, cerrahi) yarmak
    • Çıbanı açmak hastayı rahatlatır.
  27. (mecaz) geçit sağlamak
    • İki oda arasına kapı açtık.

Çekimleme

[düzenle]

Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

bahis açmak, cennetin kapısını açmak, defter açmak, deli bayrağı açmak, dosya açmak, dünyaya gözlerini açmak ev açmak, güneş açmak, kâğıt açmak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: aç‧mak

Eylem

[düzenle]

açmak

  1. açmak
  2. keşfetmek