açmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]
Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]açmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi açar)
- bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek, kapatmanın karşıtı
- 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 70 , Ataç Kitabevi
- "yabancı değil ben kaptan’ım/aç kapıyı suna su/büyük yağmurda ıslandım"
- 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 70 , Ataç Kitabevi
- bir cihazı, bir düzeneği çalıştırmak
- Dönüş yolunda radyoyu açtık. - Elif Şafak
- bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
- bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
- birbirinden uzaklaştırmak
- Kollarını açtı.
- alanını genişletmek
- Hürriyet-i Ebediyye Abidesi'nin çevresini açmak için çalışıldı.
- sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu hâlden kurtarmak
- 1996: Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, sayfalar 63-64 , Çark Kitabevi Yayınları
- "Bezenir Ana, tabancanın evvelce ölen kocasının olduğunu, yatak yığınının içinde sakladığını, yatakları açarken, yere düşen tabancanın patladığını, kendisinin böyle yaralandığını söyledi, okuma yazma bilmezdi, ifadesinin altına parmak bastı."
- 1996: Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, sayfalar 63-64 , Çark Kitabevi Yayınları
- avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
- Size derdimi açmaya geldim. - Fâlih Rıfkı Atay
- ayırmak, tahsis etmek
- Senin için üst katta bir oda açtık.
- beğenmek
- Burası beni açtı, çok beğendim.
- bir konu ile ilgili konuşmak
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 116 , Dinozor Genç
- "Kız annesine beni soruyor olmalı. Annesi açıp karşılık verdi:"
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 116 , Dinozor Genç
- bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
- bulutların dağılmasıyla gökyüzünün aydınlanması
- Hava açtı.
- düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- Yumağı açmak.
- düzenlemek, yapmak
- alışverişi başlatmak
- Bakan, tütün piyasasını açtı.
- engeli kaldırmak
- Karla kapanan yolu açmak.
- ferahlık vermek
- güzel göstermek, yakışmak
- Bu renk odayı açtı.
- görünür hâle getirmek
- Kollarını, göğsünü açmış.
- poker, satranç v.s. oyunları başlatmak
- rengin koyuluğunu azaltmak
- Bu boyayı biraz daha açmalı.
- savaşla almak, fethetmek
- sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
- Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu.
- tıkalı bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- Su borusunu açmak.
- (tıp, cerrahi) yarmak
- Çıbanı açmak hastayı rahatlatır.
- (mecaz) geçit sağlamak
- İki oda arasına kapı açtık.
Çekimleme
[düzenle]açmak eyleminin çekimi
Sözcük birliktelikleri
[düzenle]bahis açmak, cennetin kapısını açmak, defter açmak, deli bayrağı açmak, dosya açmak, dünyaya gözlerini açmak ev açmak, güneş açmak, kâğıt açmak
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "açmak" maddesi
Türkmence
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: aç‧mak
Eylem
[düzenle]açmak