İçeriğe atla

kaldırmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe Orta Türkçe [alfabe isteniyor] (kaldurmak, “kaldırmak”) fiilinden evrilmiştir. Bu fiil Eski Türkçe [alfabe isteniyor] (kalımak, “kalkmak, sıçramak”) fiilinden Türkiye Türkçesi +tUr- ekiyle türetilmiştir.

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /kaɫ.dɯɾˈmak/
  • Heceleme: kal‧dır‧mak

Eylem

[düzenle]
Adam, kadını kaldırıyor. (1)
Adam, halteri kaldırıyor. (2)
Binanın en üst katını kaldırıyorlar. (3)
Buğdayı kaldırıyorlar. (4)

kaldırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kaldırır)

  1. bulunduğu yerden almak
    • Gülüşümü duyan bekçiler beni banktan kaldırdılar.
      — 2020, Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, İletişim Yayınları, s. 29
  2. yukarı doğru hareket ettirmek
    • Küreği aldım, kazmaya başladım. Sargis'in kaplayacağı yeri kestirmeye çalışarak, düzlüğün ne sert ne de yumuşak yüzünü acele etmeden kaldırıp toprağı genişleyeceği hiza boyunca deştim.
      — 2019, Batuhan AŞIKTOPRAK, Kurdun Postu, Varlık Yayınları, s. 64
  3. yükseltmek
    • Duvarı bir metre daha kaldırmalı.
  4. ürün toplamak, taşımak
    • İki tarla ötede Çetecioğlu Mustafa, bu yıl mahsulünü kaldırdığı tarlayı nadas etmekle uğraşıyordu. - N. Nâzım
  5. çekmek, taşımak
    • Bu araba bu yükü kaldırmaz.
  6. bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek
    • Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir. - Anayasa
  7. hastayı hastaneye götürmek
    • Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. - A. Gündüz
  8. (ölüm) tören yaparak ölüyü gömmek
  9. toplamak
    • Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. - N. Cumalı
  10. alıp başka yere götürmek.
    • 1943 yılı sonlarında Belediye Ragıpbey evini satın alarak hastahaneyi buraya kaldırdı ve şifa yurdu olması gerektiği halde bir ölüm döşeği olan ışıksız, nemli yapılardan kurtuldu.
      — 1944, Ekmel İZDEM, Dünkü - Bugünkü Akhisar, Ülkü Basımevi, s. 73
  11. uyandırmak
    • Bir gece yanında mihman olduğum. Sabah oldu deyi kaldırdın beni. - Halk türküsü
  12. piyasadan çekmek
    • İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.
  13. elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak
    • Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin.
  14. kaçırmak
    • Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü. - S. F. Abasıyanık
  15. iyi etmek, iyileştirmek
    • Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.
  16. bir şeyden çokça satın almak
  17. tayin etmek, atamak
    • Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. - M. Ş. Esendal
  18. yok etmek, ortadan silmek
    • Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. - O. S. Orhon
  19. uygun gelmek, yakışmak
    • Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.
  20. çalmak, aşırmak

Çekimleme

[düzenle]
kaldırmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit kaldırdım kaldırdın kaldırdı kaldırdık kaldırdınız kaldırdılar
hikâye kaldırdıydım kaldırdıydın kaldırdıydı kaldırdıydık kaldırdıydınız kaldırdıydılar
rivayet — — — — — —
şart kaldırdıysam kaldırdıysan kaldırdıysa kaldırdıysak kaldırdıysanız kaldırdıysalar
kaldırdılarsa
belirsiz geçmiş basit kaldırmışım kaldırmışsın kaldırmış kaldırmışız kaldırmışsınız kaldırmışlar
hikâye kaldırmıştım kaldırmıştın kaldırmıştı kaldırmıştık kaldırmıştınız kaldırmıştılar
rivayet kaldırmışmışım kaldırmışmışsın kaldırmışmış kaldırmışmışız kaldırmışmışsınız kaldırmışmışlar
şart kaldırmışsam kaldırmışsan kaldırmışsa kaldırmışsak kaldırmışsanız kaldırmışsalar
kaldırmışlarsa
geniş basit kaldırırım kaldırırsın kaldırır kaldırırız kaldırırsınız kaldırırlar
hikâye kaldırırdım kaldırırdın kaldırırdı kaldırırdık kaldırırdınız kaldırırdılar
rivayet kaldırırmışım kaldırırmışsın kaldırırmış kaldırırmışız kaldırırmışsınız kaldırırmışlar
şart kaldırırsam kaldırırsan kaldırırsa kaldırırsak kaldırırsanız kaldırırsalar
kaldırırlarsa
şimdiki basit kaldırıyorum kaldırıyorsun kaldırıyor kaldırıyoruz kaldırıyorsunuz kaldırıyorlar
hikâye kaldırıyordum kaldırıyordun kaldırıyordu kaldırıyorduk kaldırıyordunuz kaldırıyordular
rivayet kaldırıyormuşum kaldırıyormuşsun kaldırıyormuş kaldırıyormuşuz kaldırıyormuşsunuz kaldırıyormuşlar
şart kaldırıyorsam kaldırıyorsan kaldırıyorsa kaldırıyorsak kaldırıyorsanız kaldırıyorsalar
kaldırıyorlarsa
gelecek basit kaldıracağım kaldıracaksın kaldıracak kaldıracağız kaldıracaksınız kaldıracaklar
hikâye kaldıracaktım kaldıracaktın kaldıracaktı kaldıracaktık kaldıracaktınız kaldıracaktılar
rivayet kaldıracakmışım kaldıracakmışsın kaldıracakmış kaldıracakmışız kaldıracakmışsınız kaldıracakmışlar
şart kaldıracaksam kaldıracaksan kaldıracaksa kaldıracaksak kaldıracaksanız kaldıracaksalar
kaldıracaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit kaldırayım kaldırasın kaldıra kaldıralım kaldırasınız kaldıralar
hikâye kaldıraydım kaldıraydın kaldıraydı kaldıraydık kaldıraydınız kaldıraydılar
rivayet kaldıraymışım kaldıraymışsın kaldıraymış kaldıraymışız kaldıraymışsınız kaldıraymışlar
şart — — — — — —
şart basit kaldırsam kaldırsan kaldırsa kaldırsak kaldırsanız kaldırsalar
hikâye kaldırsaydım kaldırsaydın kaldırsaydı kaldırsaydık kaldırsaydınız kaldırsaydılar
rivayet kaldırsaymışım kaldırsaymışsın kaldırsaymış kaldırsaymışız kaldırsaymışsınız kaldırsaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit kaldırmalıyım kaldırmalısın kaldırmalı kaldırmalıyız kaldırmalısınız kaldırmalılar
hikâye kaldırmalıydım kaldırmalıydın kaldırmalıydı kaldırmalıydık kaldırmalıydınız kaldırmalıydılar
rivayet kaldırmalıymışım kaldırmalıymışsın kaldırmalıymış kaldırmalıymışız kaldırmalıymışsınız kaldırmalıymışlar
şart kaldırmalıysam kaldırmalıysan kaldırmalıysa kaldırmalıysak kaldırmalıysanız kaldırmalıysalar
kaldırmalılarsa
emir basit — kaldır kaldırsın — kaldırın
kaldırınız
kaldırsınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit kaldırmadım kaldırmadın kaldırmadı kaldırmadık kaldırmadınız kaldırmadılar
hikâye kaldırmadıydım kaldırmadıydın kaldırmadıydı kaldırmadıydık kaldırmadıydınız kaldırmadıydılar
rivayet — — — — — —
şart kaldırmadıysam kaldırmadıysan kaldırmadıysa kaldırmadıysak kaldırmadıysanız kaldırmadıysalar
kaldırmadılarsa
belirsiz geçmiş basit kaldırmamışım kaldırmamışsın kaldırmamış kaldırmamışız kaldırmamışsınız kaldırmamışlar
hikâye kaldırmamıştım kaldırmamıştın kaldırmamıştı kaldırmamıştık kaldırmamıştınız kaldırmamıştılar
rivayet kaldırmamışmışım kaldırmamışmışsın kaldırmamışmış kaldırmamışmışız kaldırmamışmışsınız kaldırmamışmışlar
şart kaldırmamışsam kaldırmamışsan kaldırmamışsa kaldırmamışsak kaldırmamışsanız kaldırmamışsalar
kaldırmamışlarsa
geniş basit kaldırmam kaldırmazsın kaldırmaz kaldırmayız kaldırmazsınız kaldırmazlar
hikâye kaldırmazdım kaldırmazdın kaldırmazdı kaldırmazdık kaldırmazdınız kaldırmazdılar
rivayet kaldırmazmışım kaldırmazmışsın kaldırmazmış kaldırmazmışız kaldırmazmışsınız kaldırmazmışlar
şart kaldırmazsam kaldırmazsan kaldırmazsa kaldırmazsak kaldırmazsanız kaldırmazsalar
kaldırmazlarsa
şimdiki basit kaldırmıyorum kaldırmıyorsun kaldırmıyor kaldırmıyoruz kaldırmıyorsunuz kaldırmıyorlar
hikâye kaldırmıyordum kaldırmıyordun kaldırmıyordu kaldırmıyorduk kaldırmıyordunuz kaldırmıyordular
rivayet kaldırmıyormuşum kaldırmıyormuşsun kaldırmıyormuş kaldırmıyormuşuz kaldırmıyormuşsunuz kaldırmıyormuşlar
şart kaldırmıyorsam kaldırmıyorsan kaldırmıyorsa kaldırmıyorsak kaldırmıyorsanız kaldırmıyorsalar
kaldırmıyorlarsa
gelecek basit kaldırmayacağım kaldırmayacaksın kaldırmayacak kaldırmayacağız kaldırmayacaksınız kaldırmayacaklar
hikâye kaldırmayacaktım kaldırmayacaktın kaldırmayacaktı kaldırmayacaktık kaldırmayacaktınız kaldırmayacaktılar
rivayet kaldırmayacakmışım kaldırmayacakmışsın kaldırmayacakmış kaldırmayacakmışız kaldırmayacakmışsınız kaldırmayacakmışlar
şart kaldırmayacaksam kaldırmayacaksan kaldırmayacaksa kaldırmayacaksak kaldırmayacaksanız kaldırmayacaksalar
kaldırmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit kaldırmayayım kaldırmayasın kaldırmaya kaldırmayalım kaldırmayasınız kaldırmayalar
hikâye kaldırmayaydım kaldırmayaydın kaldırmayaydı kaldırmayaydık kaldırmayaydınız kaldırmayaydılar
rivayet kaldırmayaymışım kaldırmayaymışsın kaldırmayaymış kaldırmayaymışız kaldırmayaymışsınız kaldırmayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit kaldırmasam kaldırmasan kaldırmasa kaldırmasak kaldırmasanız kaldırmasalar
hikâye kaldırmasaydım kaldırmasaydın kaldırmasaydı kaldırmasaydık kaldırmasaydınız kaldırmasaydılar
rivayet kaldırmasaymışım kaldırmasaymışsın kaldırmasaymış kaldırmasaymışız kaldırmasaymışsınız kaldırmasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit kaldırmamalıyım kaldırmamalısın kaldırmamalı kaldırmamalıyız kaldırmamalısınız kaldırmamalılar
hikâye kaldırmamalıydım kaldırmamalıydın kaldırmamalıydı kaldırmamalıydık kaldırmamalıydınız kaldırmamalıydılar
rivayet kaldırmamalıymışım kaldırmamalıymışsın kaldırmamalıymış kaldırmamalıymışız kaldırmamalıymışsınız kaldırmamalıymışlar
şart kaldırmamalıysam kaldırmamalıysan kaldırmamalıysa kaldırmamalıysak kaldırmamalıysanız kaldırmamalıysalar
kaldırmamalılarsa
emir basit — kaldırma kaldırmasın — kaldırmayın
kaldırmayınız
kaldırmasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

dörtnala kaldırmak, el kaldırmak, kazan kaldırmak, ortadan kaldırmak, vücudunu ortadan kaldırmak,

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]