dolaşmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe tolgamak > tolgaşmak

Eylem[düzenle]

dolaşmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi dolaşır) -ır

  1. gezmek, gezinmek
    Büsbütün gece kapanmadan şehri biraz dolaşmak istedik. - H. S. Tanrıöver
  2. doğru gitmeyip yolu uzatmak
    Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız.
  3. dönüp başka bir yönden gelmek
    Dolaş da arka kapıdan gel.
  4. akmak
    Damarlarında aynı kan dolaşıyor.
  5. saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek
    Saçları taranmamaktan dolaşmış.
  6. bir yeri belli bir amaçla gezmek
    Müzeleri dolaşmak.
  7. denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
  8. nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
  9. (müzik) gezinmek
  10. çok kimse tarafından söylenmek
  11. belirmek
    Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum. - Y. K. Karaosmanoğlu

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Atasözleri[düzenle]