İçeriğe atla

güzel

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Güzel

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi گوزل sözcüğünden devralındı.

güzel (belirtme hâli güzeli, çoğulu güzeller)

Vikipedi
Vikipedi
güzel hakkında Türkçe Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.
  1. hoşa giden kadın veya kız
     Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar. Âsaf Hâlet Çelebi
  2. güzellik kraliçesi

Çekimleme

[düzenle]

Zıt anlamlılar

[düzenle]
  1. çirkin

Deyimler

[düzenle]

güzel duyu, güzel güzel güzel kokulu, güzel olan, güzeller güzeli


Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

güzelce, güzelcik, güzelle, güzelleşme, güzelli, güzellik, güzelse, güzelsiz

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Belirteç

[düzenle]

güzel

  1. hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir şekilde
     Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların. Reşat Enis
  2. adamakıllı, şiddetli
     Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler. Ömer Seyfettin

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

hoşa giden

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Ön ad

[düzenle]

güzel (karşılaştırma daha güzel, üstünlük en güzel)

  1. göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran
     Güzel kız. Güzel çiçek.
     Yalının en güzel odası bizimdi.
  2. iyi, hoş
     Güzel şey canım, milletvekili olmak! Çetin Altan
  3. beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
     Güzel bir fırsat.
  4. ahlakî üstünlük ve soyluluk düşüncesi uyandıran
     Güzel duygular. Çok güzel hareketler bunlar!
  5. görgü kurallarına uygun olan
  6. sakin, hoş (hava)
    Güzel bir gece.
  7. aldatıcı, kandırıcı, okşayıcı
    Güzel vaatler.
  8. doğru, pek iyi
    Güzel güzel amma!

Zıt anlamlılar

[düzenle]
  • (göze ve kulağa hoş gelen): çirkin

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]