surat
Görünüm
| Ayrıca bakınız: sürat |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]surat (belirtme hâli suratı, çoğulu suratlar)

- (anatomi, teklifsiz konuşma) yüz kelimesinin eş anlamlısı
- Neredense suratına bir de sinek musallat olmuştu. - A. İlhan
- (mecaz) Somurtkanlık, asık yüzlülük.
- (mecaz) Soğuk davranma.
- Ne vurdumduymaz misafirdi bunlar, ne surattan anlıyorlardı ne rumuzdan ne kinayeden. - H. R. Gürpınar
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]surat bir karış, suratı bir karış, surata bak süngüye davran, surat asmak, surat etmek, suratı bir karış asılmak, suratı değişmek, suratı kasap süngeriyle silinmiş, suratına indirmek, suratından düşen bin parça olmak, suratını dağıtmak, suratını ekşitmek, suratını buruşturmak, suratını eğriltmek, suratı sirke satmak, surat kalmamak, surat mahkeme duvarı
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]surat düşkünü, asık surat, çatık surat, ekşi surat, fare surat, kepçe surat
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Endonezce
[düzenle]Ad
[düzenle]surat
- (yazı) mektup
Malayca
[düzenle]Ad
[düzenle]surat (çoğulu surat-surat, informal 1st possessive suratku, impolite 2nd possessive suratmu, 3rd possessive suratnya)
- (yazı) mektup
Ternate dili
[düzenle]Ad
[düzenle]surat