can

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: Can, Çan, çan

Türkçe[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın can canlar
Belirtme (-i) canı canları
Yönelme (-e) cana canlara
Bulunma (-de) canda canlarda
Çıkma (-den) candan canlardan
Tamlayan canın canların

can -nı

[düzenle]

[1] insan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
[2] yaşama, hayat
Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. - R. N. Güntekin
[3] güç, dirilik
Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. - M. Ş. Esendal
[4] kişi, birey
Benimle beraber dört canız. - F. R. Atay
[5] insanın kendi varlığı, özü
Sağa sola kaçıştık da, canımızı dar kurtardık. - N. Hikmet
[6] gönül
Çirkin bana kurban, ben de güzele. Can sever güzeli, maldan ziyade. - Karacaoğlan
[7] Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi
Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çıkarlar. - A. H. Çelebi

Söyleniş[düzenle]

IPA: ˈd͡ʒan

Heceleme[düzenle]

Heceleme: can

Köken[düzenle]

Farsça: جان‎ cân

Atasözleri[düzenle]

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil
Can boğazdan gelir
Can bostanda bitmez
Can candan şirindir
Can canın yoldaşıdır
Can ciğerden tatlı
Can cümleden aziz
Can boğazdan gelir
Can cümleden azizdir
Can çıkmayınca huy çıkmaz
Canı acıyan eşek,atı geçer
Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

can pazarı

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "can"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] çok içten, sevimli, sevilen, şirin
Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. - T. Buğra

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Azerice[düzenle]

[düzenle]

[1] can

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

[1] can

Köken[düzenle]

[1] Farsça: djan

Galiçyaca[düzenle]

[düzenle]

[1] (köpekgiller) köpek

İngilizce[düzenle]

Yardımcı eylem[düzenle]

can (geçmiş zaman: could, olumsuz: can not,cannot veya can't)

[1] bir şeyi yapabilmek, yapmaya gücü, yeteneği veya imkanı olmak.
[2] bir şeyi yapmaya hakkı veya yetkisi, izni olmak.
[3] birisinden bir şey yapmasını isterken kullanılır. -ebilir misin.

Örnekler[düzenle]

[1] They can run fast.
[1] I could hear footsteps.
[2] You can use the phone.
[3] Can you open the window?

Eş anlamlılar[düzenle]

[3] may

Oksitanca[düzenle]

[düzenle]

[1] (köpekgiller) köpek

Tatarca[düzenle]

[düzenle]

[1] can