İçeriğe atla

burun

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: bürün

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi بورون‎ sözcüğünden devralındı

burun (belirtme hâli burnu, çoğulu burunlar)

İnsan burnu (1)
Ayakkabının burnu çok sivri.(2)
Burun (4)
  1. (anatomi)Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı; koku alma organı:
    • Hayvanca bir hiddet ve tarifi imkânsız bir bayağılıkla müstatil şeklinde açılmış duran bu ağız; baktığı yeri delmek istediği halde aciz içinde boğulmuşa benziyen bu çizgi halindeki gözler; kanatları mübalâğalı bir şekilde yanaklara ka­dar genişliyen ve böylece çehreye daha vahşi bir ifade ve­ren bu burun... Evet, bu, birkaç dakika evvel şurada du­ran Hamdinin, daha doğrusu onun ruhunun resmi idi.
      — 1943, Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Remzi Kitabevi, s. 18
  2. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü:
    • Ayakkabımın burnu hafif açılmış. Ölü Moby Dick gibi duruyor.
      — 2004, Ahmet BÜKE, İzmir Postası'nın Adamları, Kanat Yayınları, s. 121
  3. Büyüklük taslama
    • Burnundan yanına varılmıyor.
  4. (coğrafya) Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda türlü şekillerde denize ya da göle uzanmış bölümü
    • Otobüs tepeye varınca denize saplanan o burnu görüyorum.
      — 2020, Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, İletişim Yayınları, s. 66

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağız burun birbirine karışmak, ağzı burnu yerinde, burun deliği, burun kanadı, burun kısmı, burnu uzamak, ölümle burun buruna gelmek

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

burunlu, Karaburun

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]


Azerice

[düzenle]

burun (belirtme hâli burnu, çoğulu burunlar)

  1. (anatomi) burun

Kumanca

[düzenle]

burun

  1. eskiden
  2. önce

Özbekçe

[düzenle]

burun (çoğulu burunlar)

  1. (anatomi) burun

Türkmence

[düzenle]

burun

  1. (anatomi) burun