İçeriğe atla

burun

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: bürün

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi بورون sözcüğünden devralındı

burun (belirtme hâli burnu, çoğulu burunlar)

İnsan burnu (1)
Ayakkabının burnu çok sivri.(2)
Burun (4)
  1. (anatomi)Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı; koku alma organı:
    • Boksörün burnu kırılmıştı besbelli.
  2. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü:
    • 2004:Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 121 , Kanat Yayınları
      "Ayakkabımın burnu hafif açılmış. Ölü Moby Dick gibi duruyor."
  3. Büyüklük taslama
    • Burnundan yanına varılmıyor.
  4. (coğrafya) Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda türlü şekillerde denize ya da göle uzanmış bölümü
    • 2020:Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 66 , İletişim Yayınları
      "Otobüs tepeye varınca denize saplanan o burnu görüyorum."

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağız burun birbirine karışmak, ağzı burnu yerinde, burun deliği, burun kanadı, burun kısmı, burnu uzamak, ölümle burun buruna gelmek

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

burunlu, Karaburun

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]


Azerice

[düzenle]

burun (belirtme hâli burnu, çoğulu burunlar)

  1. (anatomi) burun

Karaçay Balkarca

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.
  1. eski
  2. eskiden
  3. önce

Kumanca

[düzenle]

burun

  1. eskiden
  2. önce

Özbekçe

[düzenle]

burun (çoğulu burunlar)

  1. (anatomi) burun

Türkmence

[düzenle]

burun

  1. (anatomi) burun

Kaynakça

[düzenle]
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.