çıkarmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: d͡ʒɯcaɾˈmac

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çı·kar·mak

Eylem[düzenle]

çıkarmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çıkarır) -ır

  1. birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
  2. sonunu getirmek
    Bu para ile ayı çıkarırız.
  3. anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek
  4. bulmak, ortaya koymak
    Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak.
  5. hatırlamak
    Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. - N. Cumalı
  6. öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek
    Öfkesini benden çıkardı.
  7. sağlamak, elde etmek
    Ekmeğini taştan çıkarmak.
  8. gibi göstermek, bir davranış yüklemek
    Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak.
  9. sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak
    Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı. - İ. O. Anar
  10. ilgisini keserek uzaklaştırmak
  11. giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak
    İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti. - S. F. Abasıyanık
  12. yayımlamak
    Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı. - O. S. Orhon
  13. gidermek
    Lekeyi çıkarmak.
  14. yapmak, üretmek
    Bu terzi çok iş çıkarıyor.
  15. sunmak
    Konuklara çerez çıkardı.
  16. göstermek
    Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın. - M. Ş. Esendal
  17. bir müzik parçasını notalarıyla çalmak
    Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami... - H. Taner
  18. göndermek, yollamak
    Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti.
  19. boşaltmak
    Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik. - R. H. Karay
  20. resim yapmak
  21. fotoğraf çektirmek
  22. söylemek
    Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır. - O. C. Kaygılı
  23. (matematik) üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek, mahsup etmek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Karşıt anlamlılar[düzenle]

çıkarmamak, toplamak

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

çıkartma, çıkartmak

Kaynakça[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. çıkarmak