çıkarmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

çıkarmak -ır

Anlamlar

[1] birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
[2] sonunu getirmek
[3] anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek
[4] bulmak, ortaya koymak
[5] hatırlamak
[6] öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek
[7] sağlamak, elde etmek
[8] gibi göstermek, bir davranış yüklemek
[9] sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak
[10] ilgisini keserek uzaklaştırmak
[11] giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak
[12] yayımlamak
[13] gidermek
[14] yapmak, üretmek
[15] sunmak
[16] göstermek
[17] bir müzik parçasını notalarıyla çalmak
[18] göndermek, yollamak
[19] boşaltmak
[20] resim yapmak
[21] fotoğraf çektirmek
[22] söylemek
[23] (matematik) üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek

Söyleniş

d͡ʒɯcaɾˈmac

Heceleme

çı·kar·mak

Eş anlamlılar

[23] mahsup etmek

Karşıt anlamlılar

çıkarmamak, toplamak

Çeviriler

Türk lehçeleri

Örnekler

[1] Dikkat etsene! Az daha gözümü çıkarıyordun!!
[2] Bu para ile ayı çıkarırız.
[3] Bu tavırlarından çıkardığım bize yardım etmeyecekleridir.
[4] Yalanını ortaya çıkarınca kıpkırmızı olmuştu.
[5] Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. - N. Cumalı
[6] Öfkesini benden çıkardı.
[7] Kör Mustafa, ekmeğini taştan çıkarıyor, o yamaçta aldığı tarlayı âdeta elleriyle, tırnaklarıyla sürüyordu.
[8] Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak.
[9] Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı. - İ. O. Anar
[10] Ayşe'yi bu nahoş hareketlerinden sonra arkadaş çevresinden çıkarmıştı.
[11] İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti. - S. F. Abasıyanık
[12] Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı. - O. S. Orhon
[13] Lekeyi sirkeli suyla çıkardım, inanır mısın?
[14] Bu terzi çok iş çıkarıyor.
[15] Konuklara çerez çıkardı.
[16] Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın. - M. Ş. Esendal
[17] Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami... - H. Taner
[18] Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti.
[19] Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik. - R. H. Karay
[20] Resminde o yalı, olduğundan şatafatlı çıkmış.
[21] Kimlikler için çektirilen resimler genelde yüz ifadeleri hiç iyi çıkmıyor.
[22] Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır. - O. C. Kaygılı
[23] Beşten üç çıkarsa iki kalır.

Deyimler

arabasını düze çıkarmak
baklayı ağızdan çıkarmak
baklayı ağzından çıkarmak
cebinden çıkarmak
gönülden çıkarmak
gözden çıkarmak
gözden gönülden çıkarmak

Türetilmiş kavramlar

çıkartma, çıkartmak

Kaynakça


Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

Anlamlar

[1] çıkarmak