sokmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

sokmak -ar {

[1] içine veya arasına girmesini sağlamak
[2] bir yere girmesini sağlamak, içeri almak
Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu. - F. R. Atay
[3] bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
[4] böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
Otların arasında bacaklarını yılan sokar. - R. N. Güntekin
[5] yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
Ülkeye kaçak eşya sokmak.
[6] belli etmeden kötü bir malı vermek
Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.
[7] konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu. - R. H. Karay
[8] dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek

Köken[düzenle]

Türkçe:

Deyimler[düzenle]

arabanın tekerine çomak sokmak
burnunu sokmak
iki ayağını bir pabuca sokmak
tekerine çomak sokmak

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] büyük yollarda münşaip olan dar yol

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] sokmak
[2] delmek
[3] döverek inceltmek
[4] toplamak

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.


Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] uzatmak

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.