katmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]

katmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi katar)
- Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niteliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak, ilâve etmek, dâhil etmek
- Sirkeye su katmak.
- bir araya getirmek
- Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve çocukları kuzulara katarak en olgun bir saadet içinde yaşamış. - Halide Edip Adıvar
- birlikte göndermek
- Akşam rakıyı ne kadar götürürse götürsün her sabah erkenden tıraşını olur, kravatını takar, evrak çantasını alır, beni de yanına katar, dolmuş durağının yolunu tutardı.— 2014, Emrah POLAT, Alocu Tilki'nin Serencamı, İletişim Yayınları, sayfalar 18-19
- (biyoloji) döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]canını dişine katmak, pişmiş aşa soğuk su katmak, pişmiş aşa su katmak
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Eski Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]- katmak
- karıştırmak
- katılaşmak
- sert olmak
- mihnete ve sıkıntıya düşmek
- yorulmak