yürütmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: yü‧rüt‧mek
Eylem
[düzenle]
yürütmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yürütür)
- yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
- gerektiği gibi yapmak, uygulamak
- Marko Paşa... 1946'da yayın hayatına adım atan, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve karikatürist Mustafa Mim Uykusuz'un ortaklaşa yürüttükleri cesur mizah dergisinin adı...— Mehmet KONUK, 2026, “"Meçhul Paşa"”, Varlık, 1420. sayı, s. 30
- (hukuk) bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
- kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
- Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek.
- işinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
- Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi. - H. Taner
- (argo, suç) habersiz olarak almak, çalmak
- Bizim kalemi yürütmüşler.
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]doğru yürütmek, gemisini yürütmek