ince

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı
İnce minare. İnce değnek. İnce kitap.
[2] zayıf
Sarışın, kuru, ince bir kadındı. - Y. K. Beyatlı
[3] taneleri ufak, iri karşıtı
İnce un.
İnce kum.
[4] aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
İnce nakış.
[5] ayrıntılı
Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe... - T. Uyar
[6] akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan
[7] tiz, pes karşıtı
İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. - R. N. Güntekin
[8] hafif, gücü az
Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. - S. F. Abasıyanık
[9] (mecaz) iyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür. - M. Kaplan
[10] (mecaz) düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli. - A. Ağaoğlu

Yazılışlar[düzenle]

Eski Yazı: اینجه

Köken[düzenle]

Eski Türkçe: yinçge

Atasözleri[düzenle]

Buğday Hicaz'a giderken arpaya ince yufkaya karışma demiş
Kalın incelene kadar ince üzülür

Deyimler[düzenle]

boynu kıldan ince
ince eleyip sık dokumak

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "ince"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kırım Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] ince