ince

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

ince (karşılaştırma daha ince, üstünlük en ince)

  1. kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı
    İnce minare. İnce değnek. İnce kitap.
  2. zayıf
    Sarışın, kuru, ince bir kadındı. - Y. K. Beyatlı
  3. taneleri ufak, iri karşıtı
    İnce un.
    İnce kum.
  4. aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
    İnce nakış.
  5. ayrıntılı
    Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe... - T. Uyar
  6. akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan
  7. tiz, pes karşıtı
    İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. - R. N. Güntekin
  8. hafif, gücü az
    Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. - S. F. Abasıyanık
  9. (mecaz) iyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür. - M. Kaplan
  10. (mecaz) düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
    Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli. - A. Ağaoğlu

Yazılışlar[düzenle]

Eski Yazı: اینجه

Köken[düzenle]

Eski Türkçe yinçge

Atasözleri[düzenle]

Buğday Hicaz'a giderken arpaya ince yufkaya karışma demiş
Kalın incelene kadar ince üzülür

Deyimler[düzenle]

boynu kıldan ince
ince eleyip sık dokumak

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "ince"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kırım Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] ince