İçeriğe atla

ceza

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi جزا, Arapça جَزَاء (cezāʾ).

Söyleniş

[düzenle]

ceza (belirtme hâli cezayı, çoğulu cezalar), sahiplik şekli ceza -sı

  1. uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan acı, sıkıntı, üzüntü verici işlem veya müeyyide
     O, olası ihanetim için cezalardan ceza beğenirken, ben de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordum. E. Şafak
  2. (hukuk) suç işleyen bir kişinin mallarına, şerefine, hürriyetine, hayatına karşı kanunların öngördüğü müeyyide
     Cezasını tamamlayana kadar tek kişilik bir koğuşta kalmış. A. Ümit

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça جَزَاء (cezāʾ).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ce‧za

ceza

  1. (hukuk) ceza

Lazca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça جَزَاء (cezāʾ).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ce‧za

ceza

  1. (hukuk) ceza

Zazaca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça جَزَاء (cezāʾ) sözcüğünden.

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ce‧za

ceza e (çoğulu cezay)

  1. (hukuk) ceza