oturmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Heceleme
[düzenle]- Heceleme: o‧tur‧mak
Köken
[düzenle]Eylem
[düzenle]oturmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi oturur)

- vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
- Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. - S. F. Abasıyanık
- bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
- 2026: Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, sayfalar 32-33 , İletişim Yayınları
- "Hep istemişti: Giderse ilk işi Attila İlhan'ın her zaman oturduğu pastaneye uğramak olacaktı."
- 2026: Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, sayfalar 32-33 , İletişim Yayınları
- uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
- Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti. - T. Buğra
- bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
- Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar. - B. Felek
- herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 108 , Dinozor Genç
- "Gök mavi bir çadır olmuş, dağlara oturmuştu"
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 108 , Dinozor Genç
- hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
- Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?
- toprağın veya bir yapının çökmesi, aşağı inmesi
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 50 , Ülkü Basımevi
- "Akhisar alluvyonlar (yığılma topraklar) üzerindedir. Yüz binlerce yıldanberi bu toprakların sıkışıp oturdukları düşünülürse yapılarının kayalara nazaran dört misli bir sarsılmaya mâruz kalabilecekleri anlaşılır."
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 50 , Ülkü Basımevi
- biriyle beraber yaşamak
- O günden beri enişte beyle oturuyorum. - S. M. Alus
- bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
- yer almak, geçmek
- Valilik makamına oturdu.
- benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
- 2004:Pınar KÜR, 2004, Küçük Oyuncu, sayfa 5 , Everest Yayınları
- "Oyun otursun diye bir kez önemsiz kişiler karşısında oynamak, sonra eleştirmenlerin karşısına çıkmak yeni moda olmuştu."
- 2004:Pınar KÜR, 2004, Küçük Oyuncu, sayfa 5 , Everest Yayınları
- belli bir yörüngede dönmeye başlamak
- Uydu yörüngeye oturdu.
- sıvı tortuların dibe çökmesi, dipte toplanması
Deyimler
[düzenle]diz dize oturmak, hokka gibi oturmak, karaya oturmak, külçe gibi oturmak, mideye oturmak, rayına oturmak, şapa oturmak
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "oturmak" maddesi
Türkmence
[düzenle]Yardımcı eylem
[düzenle]oturmak
- oturmak
- durmak
Kaynakça
[düzenle]- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.