İçeriğe atla

oturmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /o.tuɾˈmak/
  • Heceleme: o‧tur‧mak

Eylem

[düzenle]

oturmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi oturur)

Kadın, sandalyeye oturmuş (1) Bir kahvecide saatlerdir oturuyor (2) Ayakkabıları da ayağına tam oturmuş (3)
  1. vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
    • Az önce silindiği belli, kurumaya yüz tut­muş, üzerinde yol yol izler bulunan bir masa­nın başına, tahta bir sıraya oturdun.
      — Erdal Öz, 1983, 10. baskı, Yaralısın, s. 5, Can Sanat Yayınları
  2. bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
    • Hep istemişti: Giderse ilk işi Attila İlhan'ın her zaman oturduğu pastaneye uğramak olacaktı.
      — Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, sayfalar 32-33, İletişim Yayınları
  3. uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
    • Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti. - T. Buğra
  4. bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
    • Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar. - B. Felek
  5. herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
    • Gök mavi bir çadır olmuş, dağlara oturmuştu
      — Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, s. 108, Dinozor Genç
  6. hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
    • Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?
  7. toprağın veya bir yapının çökmesi, aşağı inmesi
    • Akhisar alluvyonlar (yığılma topraklar) üzerindedir. Yüz binlerce yıldanberi bu toprakların sıkışıp oturdukları düşünülürse yapılarının kayalara nazaran dört misli bir sarsılmaya mâruz kalabilecekleri anlaşılır.
      — Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, s. 50, Ülkü Basımevi
  8. biriyle beraber yaşamak
    • O günden beri enişte beyle oturuyorum. - S. M. Alus
  9. bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
  10. yer almak, geçmek
    • Valilik makamına oturdu.
  11. benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
    • Oyun otursun diye bir kez önemsiz kişiler karşısında oynamak, sonra eleştirmenlerin karşısına çıkmak yeni moda olmuştu.
      — Pınar KÜR, 2004, Küçük Oyuncu, s. 5, Everest Yayınları
  12. belli bir yörüngede dönmeye başlamak
    • Uydu yörüngeye oturdu.
  13. sıvı tortuların dibe çökmesi, dipte toplanması

Deyimler

[düzenle]

diz dize oturmak, hokka gibi oturmak, karaya oturmak, külçe gibi oturmak, mideye oturmak, rayına oturmak, şapa oturmak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Yardımcı eylem

[düzenle]

oturmak

  1. oturmak
  2. durmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.