oturmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: uturmak

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

oturmak -ur

Anlamlar

[1] vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
[2] bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
[3] uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
[4] bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
[5] hiçbir yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
[6] toprak veya bir yapının çökmesi, aşağı inmek
[7] biriyle beraber yaşamak
[8] bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
[9] yer almak, geçmek
[10] benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
[11] belli bir yörüngede dönmeye başlamak
[12] sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
[13] herhangi bir durumda belli bir süre kalmak

Söyleniş

/otuɾˈmac/

Heceleme

o·tur·mak

Karşıt anlamlılar

[*] oturmamak

Çeviriler

Türk lehçeleri

Örnekler

[1] Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. - S. F. Abasıyanık
[2] Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız. - T. Dursun K
[3] Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti. - T. Buğra
[4] Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar. - B. Felek
[5] Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?
[6] Temelin bu tarafı on santim oturmuş.
[7] O günden beri enişte beyle oturuyorum. - S. M. Alus
[9] Valilik makamına oturdu.
[10] Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu.
[11] Uydu yörüngeye oturdu.
[13] Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı. - M. Ş. Esendal

Alt kavramlar

[1] diz dize oturmak, hokka gibi oturmak, karaya oturmak, külçe gibi oturmak, mideye oturmak, rayına oturmak, şapa oturmak

Türetilmiş kavramlar

[*] oturabilmek, oturakalmak, oturtulmak, oturulmak

Köken

Eski Türkçe oturma + -k

Kaynakça

Türkmence[düzenle]

Yardımcı eylem[düzenle]

Anlamlar

[1] oturmak
[2] durmak

Kaynakça

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.