İçeriğe atla

kalın

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Kalın

Türkçe

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi قالن sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *kalïŋ sözcüğünden devralındı.

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

kalın (karşılaştırma daha kalın, üstünlük en kalın)

Ağacın kalın bir gövdesi var. (1)
Çok kalın bir sis tabakası (3)
Adamın dudakları çok kalın (4)
Kalın bir ses (5)
  1. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı.
    • "Alt katta her tarafın pencereleri kalın, sık demir parmaklıklarla örtülüydü." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
  2. Enli ve gür kaş.
  3. Yoğun, akıcılığı az olan.
    • Kalın bir sis tabakası.
  4. Etli. dolgun olan.
    • "Dudakları kalın, yüzü ergenlik içinde..." - Memduh Şevket Esendal
  5. (ses) Pes olan ses.
  6. (halk ağzı)ağırlık
    • "Babam senden çok mu istedi kalını?" - Halk türküsü
  7. (yiyecekler) Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü.
Atasözleri
[düzenle]
Çeviriler
[düzenle]

Köken 2

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

kalın

  1. kalmak sözcüğünün ikinci çoğul şahıs emir kipi çekimi

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe qalyng

Ön ad

[düzenle]

kalın

  1. kalın

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki