takmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

takmak -ar

Anlamlar

[1] bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
Gözlüğünü takıp masaya eğildi. - R. H. Karay
[2] düğün vb. törenlerde takı armağan etmek
Geline pırlanta yüzük takmışlar.
[3] ad, lakap koymak
Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor. - H. Taner
[4] kuşanmak
Kılıç takmak.
[5] kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar. - Y. Z. Ortaç
[6] biriyle olumsuz olarak uğraşmak
Matematik öğretmeni ona taktığı için dersten kaldı.
[7] borç bırakmak
Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu. - P. Safa
[8] önemsemek, önem vermek, tınmak
Dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların Şalvarlı Nuriyesi'ni takar mıyım? - A. Ağaoğlu
[9] sınavını başaramamak
Bütün derslerden takarak sınıfta kaldı.

Köken

Türkçe:

Deyimler

Kaynakça

Türk lehçeleri

Çeviriler