İçeriğe atla

takmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

takmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi takar)

Asma kilidi, demire takmışlar. (1)
Geline para takmışlar. (2)
Asker, beline kılıç takmış. (4)
  1. Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
    • Burada yatan adamın bilir misin Sümbül lakabı nereden gelir? Sarığına mevsiminde sümbül takarmış.
      — 2022, Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 39. baskı, Dergâh Yayınları, s. 201
  2. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek
    • Geline pırlanta yüzük takmışlar.
  3. Ad, lakap koymak.
    • Biz de, daima tren hareket ettikten sonra yapıştığı vagon kapısını açıp, içeriye sızmak için, kapı­nın iki kanadı arasında yaptığı kıvrım büklüm tuhaf hareketler yüzünden O'na "solucan" ismini takmıştık.
      — 1996, Atilla Atalay, “Düşkovalayan”, Öküz, 16. sayı, s. 12
  4. Kuşanmak
    • Kılıç takmak.
  5. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
    • Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar. - Y. Z. Ortaç
  6. Biriyle rahatsızlık verici amaçlarla uğraşmak
    • Nedenini bilmiyorum; ama ona takmıştı.
      — 2020, Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, İletişim Yayınları, s. 62
  7. Borç bırakmak
    • Kibar'ın dikkati olmasa giderken sabah akşam tost yiyip çay içtikleri ocağa da borç takmış olacaklardı.
      — 2014, Ayfer TUNÇ, Dünya Ağrısı, Can Sanat Yayınları, s. 82
  8. Önemsemek, önem vermek, tınmak
    • Dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların Şalvarlı Nuriyesi'ni takar mıyım? - A. Ağaoğlu
  9. Sınavını başaramamak
    • Bütün derslerden takarak sınıfta kaldı.

Çekimleme

[düzenle]
takmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit taktım taktın taktı taktık taktınız taktılar
hikâye taktıydım taktıydın taktıydı taktıydık taktıydınız taktıydılar
rivayet — — — — — —
şart taktıysam taktıysan taktıysa taktıysak taktıysanız taktıysalar
taktılarsa
belirsiz geçmiş basit takmışım takmışsın takmış takmışız takmışsınız takmışlar
hikâye takmıştım takmıştın takmıştı takmıştık takmıştınız takmıştılar
rivayet takmışmışım takmışmışsın takmışmış takmışmışız takmışmışsınız takmışmışlar
şart takmışsam takmışsan takmışsa takmışsak takmışsanız takmışsalar
takmışlarsa
geniş basit takarım takarsın takar takarız takarsınız takarlar
hikâye takardım takardın takardı takardık takardınız takardılar
rivayet takarmışım takarmışsın takarmış takarmışız takarmışsınız takarmışlar
şart takarsam takarsan takarsa takarsak takarsanız takarsalar
takarlarsa
şimdiki basit takıyorum takıyorsun takıyor takıyoruz takıyorsunuz takıyorlar
hikâye takıyordum takıyordun takıyordu takıyorduk takıyordunuz takıyordular
rivayet takıyormuşum takıyormuşsun takıyormuş takıyormuşuz takıyormuşsunuz takıyormuşlar
şart takıyorsam takıyorsan takıyorsa takıyorsak takıyorsanız takıyorsalar
takıyorlarsa
gelecek basit takacağım takacaksın takacak takacağız takacaksınız takacaklar
hikâye takacaktım takacaktın takacaktı takacaktık takacaktınız takacaktılar
rivayet takacakmışım takacakmışsın takacakmış takacakmışız takacakmışsınız takacakmışlar
şart takacaksam takacaksan takacaksa takacaksak takacaksanız takacaksalar
takacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit takayım takasın taka takalım takasınız takalar
hikâye takaydım takaydın takaydı takaydık takaydınız takaydılar
rivayet takaymışım takaymışsın takaymış takaymışız takaymışsınız takaymışlar
şart — — — — — —
şart basit taksam taksan taksa taksak taksanız taksalar
hikâye taksaydım taksaydın taksaydı taksaydık taksaydınız taksaydılar
rivayet taksaymışım taksaymışsın taksaymış taksaymışız taksaymışsınız taksaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit takmalıyım takmalısın takmalı takmalıyız takmalısınız takmalılar
hikâye takmalıydım takmalıydın takmalıydı takmalıydık takmalıydınız takmalıydılar
rivayet takmalıymışım takmalıymışsın takmalıymış takmalıymışız takmalıymışsınız takmalıymışlar
şart takmalıysam takmalıysan takmalıysa takmalıysak takmalıysanız takmalıysalar
takmalılarsa
emir basit — tak taksın — takın
takınız
taksınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit takmadım takmadın takmadı takmadık takmadınız takmadılar
hikâye takmadıydım takmadıydın takmadıydı takmadıydık takmadıydınız takmadıydılar
rivayet — — — — — —
şart takmadıysam takmadıysan takmadıysa takmadıysak takmadıysanız takmadıysalar
takmadılarsa
belirsiz geçmiş basit takmamışım takmamışsın takmamış takmamışız takmamışsınız takmamışlar
hikâye takmamıştım takmamıştın takmamıştı takmamıştık takmamıştınız takmamıştılar
rivayet takmamışmışım takmamışmışsın takmamışmış takmamışmışız takmamışmışsınız takmamışmışlar
şart takmamışsam takmamışsan takmamışsa takmamışsak takmamışsanız takmamışsalar
takmamışlarsa
geniş basit takmam takmazsın takmaz takmayız takmazsınız takmazlar
hikâye takmazdım takmazdın takmazdı takmazdık takmazdınız takmazdılar
rivayet takmazmışım takmazmışsın takmazmış takmazmışız takmazmışsınız takmazmışlar
şart takmazsam takmazsan takmazsa takmazsak takmazsanız takmazsalar
takmazlarsa
şimdiki basit takmıyorum takmıyorsun takmıyor takmıyoruz takmıyorsunuz takmıyorlar
hikâye takmıyordum takmıyordun takmıyordu takmıyorduk takmıyordunuz takmıyordular
rivayet takmıyormuşum takmıyormuşsun takmıyormuş takmıyormuşuz takmıyormuşsunuz takmıyormuşlar
şart takmıyorsam takmıyorsan takmıyorsa takmıyorsak takmıyorsanız takmıyorsalar
takmıyorlarsa
gelecek basit takmayacağım takmayacaksın takmayacak takmayacağız takmayacaksınız takmayacaklar
hikâye takmayacaktım takmayacaktın takmayacaktı takmayacaktık takmayacaktınız takmayacaktılar
rivayet takmayacakmışım takmayacakmışsın takmayacakmış takmayacakmışız takmayacakmışsınız takmayacakmışlar
şart takmayacaksam takmayacaksan takmayacaksa takmayacaksak takmayacaksanız takmayacaksalar
takmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit takmayayım takmayasın takmaya takmayalım takmayasınız takmayalar
hikâye takmayaydım takmayaydın takmayaydı takmayaydık takmayaydınız takmayaydılar
rivayet takmayaymışım takmayaymışsın takmayaymış takmayaymışız takmayaymışsınız takmayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit takmasam takmasan takmasa takmasak takmasanız takmasalar
hikâye takmasaydım takmasaydın takmasaydı takmasaydık takmasaydınız takmasaydılar
rivayet takmasaymışım takmasaymışsın takmasaymış takmasaymışız takmasaymışsınız takmasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit takmamalıyım takmamalısın takmamalı takmamalıyız takmamalısınız takmamalılar
hikâye takmamalıydım takmamalıydın takmamalıydı takmamalıydık takmamalıydınız takmamalıydılar
rivayet takmamalıymışım takmamalıymışsın takmamalıymış takmamalıymışız takmamalıymışsınız takmamalıymışlar
şart takmamalıysam takmamalıysan takmamalıysa takmamalıysak takmamalıysanız takmamalıysalar
takmamalılarsa
emir basit — takma takmasın — takmayın
takmayınız
takmasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

ağzına kilit takmak, kancayı takmak, kılıç takmak, makaraya takmak

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "TAKMAK :"
  • Nişanyan Sözlük'te: takmak.