kaydetmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi قید ایتمك sözcüğünden devralındı. Morfolojik olarak: kayıt + etmek.
Eylem
[düzenle]kaydetmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kaydeder)
- Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak.
- Arka odaya yürüyüp iş için kullandığım telefona öteki numaramı Zeynep olarak kaydetmiştim.— Eylem ATA GÜLEÇ, 2024, Yanımda Kal, s. 32, Yapı Kredi Yayınları
- herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek
- Zaten kendisiyle beraber o devirde aşık tarzının üstatları olan Bayburtlu Zihnî, Erzurumlu Emrah ve Seyranî gibi birkaç şairden başka, bunlar ayarında bir saz şairini edebiyat kitapları da kaydetmediği gibi böyle bir şairden tam anlayışla ve bilişle bahsedene de tesadüf olunmuyor.— Osman Cemal KAYGILI, 2007, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri, s. 37, Merkez Kitapçılık
- hatırlamak için yazmak, not etmek
- Önüne bir şeyler kaydederken görür gibiyim. - S. F. Abasıyanık
- belirtmek, söylemek
- Şunu kaydedeyim ki...
- sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek
- olumlu sonuç almak
- Binicilikle takımları büyük başarı kaydetmişti.
- 63. dakikada top üç kere direkten döndükten sonra nihayet ilk golü kaydetmişlerdi.
- (fizik) sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek
- (bilişim) elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]TDK Türkçe Sözlük'te: "kaydetmek".
TDK Özel Sözlük'te: kaydetmek"