İçeriğe atla

küçük

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /ky.ˈt͡ʃyc/
  • Heceleme: kü‧çük

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi كوچوك sözcüğünden devralındı, Eski Türkçe kiçik (kiçik) sözcüğünden.


Ön ad

[düzenle]

küçük (karşılaştırma daha küçük, üstünlük en küçük)

(ön ad): Küçük bir çiçek (1)
(ön ad): Ailenin küçük çocukları herkesin önüne oturtulmuş (2)
(ön ad): Daha sağdaki paralar, daha küçük miktarlara denk geliyor. (3)
  1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan; mikro, ufak tefek, büyük karşıtı
    •  Duvar, çeşitli küçük kâğıtlara basılmış resimlerle kaplıydı. A. Kutlu
  2. Yaşı daha az olan
    • "Zaten galiba en küçük oğlun ölümcül bir hastalığı olduğuna hiçbirimiz inanmak istemiyorduk." - Adalet Ağaoğlu
  3. Niceliği az olan:
    • "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum." - Sait Faik Abasıyanık
  4. Niteliği aşağı olan, bayağı:
    • Küçük adam.
  5. Geri aşamada:
    • Vapur hıncahınçtı. Şehirdeki işlerinden dönen küçük memurlar, gezmelerden, uzak plajlardan gelenler, genç mektepliler, zabitler, ihtiyar hanımlar, hayatlarının üzüntüsü, günün yorgunluğu yüzlerinden akan bir yığın insan güvertede, bilerek bilmeyerek kendilerini bu akşam saatine teslim etmişe benziyorlardı.
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 123, Dergâh Yayınları
  6. Değersiz, önemsiz.
  7. (ses) Kısık, parlak olmayan
    • "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi." - Refik Halit Karay

küçük (belirtme hâli küçüğü, çoğulu küçükler)

  1. İdrar
  2. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.

Çekimleme

[düzenle]

Kelime birliktelikleri

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]


Deyimler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe kiçik (kiçik).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: kü‧çük

Ön ad

[düzenle]

küçük

  1. küçük
    zıt anlamlısı: büyük