acı

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: ACI, ací, açı

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

  • [a·cı]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe āçı- (acımak) < āçığ (viii+ Uy) (1. acı tad, 2. ağrı, sancı)

[düzenle]

acı (belirtme hâli acıyı, çoğulu acılar)

  1. bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı, acılık, acıklılık
    Acıyı sever.
  2. (ruh bilimi) herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap, keder
    Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. - P. Safa
  3. (fizyoloji) can acısı
    Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı.
  4. (mecaz) ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
    İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. - Y. Z. Ortaç
  5. (bitki bilimi) ordu yöresinde yetiştirilen bir fındık çeşidi
  6. (doğa bilimi, yüzey bilimi) büyük üzüntü, dağ

Çekimleme[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

acı

  1. tadı bu nitelikte olan
    Acıyı sever.
  2. (renkler) çarpıcı, göz alıcı, koyu
  3. (mecaz) keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
    Acı poyraz kuvvetle esiyordu. - O. Kemal
  4. (mecaz) kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü

Karşıt anlamlılar[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "acı"

Azerice[düzenle]

[düzenle]

acı

  1. acı
    Bu acı hamımıza dərindən təsir etmişdir. Bu acı hepimize derinden tesir etmiştir.

Ön ad[düzenle]

acı

  1. acı
    Bu suyun dadı acıdır. Bu suyun tadı acıdır.

Gagavuzca[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe achy

[düzenle]

acı

  1. acı

Ön ad[düzenle]

acı

  1. acı