acı

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: ACI, ací, açı
Nuvola apps korganizer.png Bu madde 2007 yılında
31. haftanın sözcüğüydü.

Türkçe[düzenle]

Heceleme[düzenle]

a · cı

[düzenle]

acı (belirtme hâli acıyı, çoğulu acılar)

  1. bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı, acılık, acıklılık
    Acıyı sever.
  2. (ruh bilimi) herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap, keder, ağrı
    Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. - P. Safa
  3. (mecaz) ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
    İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. - Y. Z. Ortaç
  4. (bitki bilimi) Ordu yöresinde yetiştirilen bir fındık çeşidi

(doğa bilimi, yüzey bilimi) büyük üzüntü, dağ

Köken[düzenle]

Eski Türkçe āçı- (acımak) < āçığ (viii+ Uy) (1. acı tad, 2. ağrı, sancı)

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

  1. tadı bu nitelikte olan
    Acıyı sever.
  2. (renkler) çarpıcı, göz alıcı, koyu
  3. (mecaz) keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
    Acı poyraz kuvvetle esiyordu. - O. Kemal
  4. (mecaz) kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü

Çeviriler[düzenle]

Karşıt anlamlılar[düzenle]

tatlı
sevinç
açık

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "acı"

Atasözleri[düzenle]

Azerice[düzenle]

[düzenle]

acı

  1. acı
    Bu acı hamımıza dərindən təsir etmişdir. Bu acı hepimize derinden tesir etmiştir.

Ön ad[düzenle]

  1. acı
    Bu suyun dadı acıdır. Bu suyun tadı acıdır.

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

  1. mama, büyük valide
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki
  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.


Gagavuzca[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe achy

[düzenle]

acı

  1. acı

Ön ad[düzenle]

  1. acı