çalmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

çalmak -ar

[1] (hukuk) başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. - F. R. Atay
[2] vurarak veya sürterek ses çıkartmak
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. - R. E. Ünaydın
[3] (müzik) bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. - R. H. Karay
[4] ses çıkarmak, ses vermek
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. - R. N. Güntekin
[5] atmak, çarpmak, vurmak
[6] üzerine sürmek
Ekmeğin üzerine yağ çaldı.
[7] bozmak, zarar vermek
[9] kumaşın bir parçasını kesmek
[9] madeni oymak, kalemle işlemek
[10] benzemek, andırmak
.Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. - S. F. Abasıyanık
[11] zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak
[12] süpürmek, temizlemek
Tozu çalmak.

Deyimler

Kaynakça

Türk lehçeleri

Çeviriler

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] yere çalmak
[2] vurmak
[3] yenmek

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] çalmak (müzik aleti)
[2] sürmek, çalmak

Kaynakça

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.