ağırlık
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]ağırlık (belirtme hâli ağırlığı, çoğulu ağırlıklar)


- (fizik) Ağır olma durumu.
- eş anlamlısı: tartı
- Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne.
- Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer.
- Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum:
- Havanın ağırlığı.
- (uyku) Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum.
- (takılar) takı kelimesinin eş anlamlısı
- Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti.
- sorumluluk kelimesinin eş anlamlısı
- Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim.
- Bir kimse, bir grup vb.nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu.
- Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak.
- "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli." - Attilâ İlhan
- (evlilik) Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan.
- eş anlamlısı: kalın
- "Kaim" Türk kültür dünyasında kızın değeri karşılığındadır ve yaygın olarak kullanılır. Türkiye'de hemen her bölgede "kalın" yerine ağırlık denmiş ve yanlış bir bağlamla başlığa dönüştürülmüştür.— 2026, Talat ÜLKER, “Güzeller Bezenmiş Toya Gider”, Türk Dili, 890. sayı, s. 83
- sıkıntı kelimesinin eş anlamlısı
- "Göğsümden asabi bir ağırlığın yükseldiğini, nefes aldırmayacak gibi boğazıma tıkandığını duyuyordum." - Ömer Seyfettin
- (kişilik) ağırbaşlılık kelimesinin eş anlamlısı
- Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi.
- (mecaz) Değerli olma durumu.
- Hediyenin ağırlığı.
- (mecaz) Uyuşukluk ve gevşeklik durumu.
- "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu." - Aka Gündüz
- (askerlik) Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri.
- "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum." - Falih Rıfkı Atay
- (fizik) Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke.
- eş anlamlısı: gravite
- (spor) Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori.
- eş anlamlısı: sıklet
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]ağırlığınca altın etmek, ağırlığınca altın değmek, ağırlığını koymak, ağırlığı olmak, ağırlık basmak, ağırlık çökmek, ağırlık olmak.
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]ağırlık çalışması, ağırlık merkezi, ağırlık yitimi, başağırlık, gramağırlık, horoz ağırlık, kilogramağırlık, orta ağırlık, özgül ağırlık, sinek ağırlık, tüy ağırlık, atom ağırlığı, el ağırlığı.
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "AĞIRLIK :"