İçeriğe atla

ağırlık

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

ağır + -lık

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /a.ɯɾˈɫɯk/
  • Heceleme: a‧ğır‧lık

ağırlık (belirtme hâli ağırlığı, çoğulu ağırlıklar)

Malzemelerin ağırlığı ibrenin ekranında yazıyor. (1)
İki ağırlık (2)


  1. (fizik) Ağır olma durumu.
  2. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne.
  3. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer.
  4. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum:
    • Havanın ağırlığı.
  5. (uyku) Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum.
  6. (takılar) takı kelimesinin eş anlamlısı
    • Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti.
  7. sorumluluk kelimesinin eş anlamlısı
    • Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim.
  8. Bir kimse, bir grup vb.nin toplum içinde etkisinin fazla olması durumu.
  9. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak.
    • "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli." - Attilâ İlhan
  10. (evlilik) Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan.
    • eş anlamlısı: kalın
    • "Kaim" Türk kültür dünyasında kızın değeri karşılığındadır ve yaygın olarak kullanılır. Türkiye'de hemen her bölgede "kalın" yerine ağırlık denmiş ve yanlış bir bağlamla başlığa dönüştürülmüştür.
      — 2026, Talat ÜLKER, “Güzeller Bezenmiş Toya Gider”, Türk Dili, 890. sayı, s. 83
  11. sıkıntı kelimesinin eş anlamlısı
    • "Göğsümden asabi bir ağırlığın yükseldiğini, nefes aldırmayacak gibi boğazıma tıkandığını duyuyordum." - Ömer Seyfettin
  12. (kişilik) ağırbaşlılık kelimesinin eş anlamlısı
    • Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi.
  13. (mecaz) Değerli olma durumu.
    • Hediyenin ağırlığı.
  14. (mecaz) Uyuşukluk ve gevşeklik durumu.
    • "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu." - Aka Gündüz
  15. (askerlik) Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri.
    • "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum." - Falih Rıfkı Atay
  16. (fizik) Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke.
  17. (spor) Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori.

Çekimleme

[düzenle]
kişi tekil çoğul
1. tekil (benim)
yalın ağırlığım ağırlıklarım
belirtme ağırlığımı ağırlıklarımı
yönelme ağırlığıma ağırlıklarıma
bulunma ağırlığımda ağırlıklarımda
ayrılma ağırlığımdan ağırlıklarımdan
tamlayan ağırlığımın ağırlıklarımın
2. tekil (senin)
yalın ağırlığın ağırlıkların
belirtme ağırlığını ağırlıklarını
yönelme ağırlığına ağırlıklarına
bulunma ağırlığında ağırlıklarında
ayrılma ağırlığından ağırlıklarından
tamlayan ağırlığının ağırlıklarının
3. tekil (onun)
yalın ağırlığı ağırlıkları
belirtme ağırlığını ağırlıklarını
yönelme ağırlığına ağırlıklarına
bulunma ağırlığında ağırlıklarında
ayrılma ağırlığından ağırlıklarından
tamlayan ağırlığının ağırlıklarının
1. çoğul (bizim)
yalın ağırlığımız ağırlıklarımız
belirtme ağırlığımızı ağırlıklarımızı
yönelme ağırlığımıza ağırlıklarımıza
bulunma ağırlığımızda ağırlıklarımızda
ayrılma ağırlığımızdan ağırlıklarımızdan
tamlayan ağırlığımızın ağırlıklarımızın
2. çoğul (sizin)
yalın ağırlığınız ağırlıklarınız
belirtme ağırlığınızı ağırlıklarınızı
yönelme ağırlığınıza ağırlıklarınıza
bulunma ağırlığınızda ağırlıklarınızda
ayrılma ağırlığınızdan ağırlıklarınızdan
tamlayan ağırlığınızın ağırlıklarınızın
3. çoğul (onların)
yalın ağırlığı ağırlıkları
belirtme ağırlığını ağırlıklarını
yönelme ağırlığına ağırlıklarına
bulunma ağırlığında ağırlıklarında
ayrılma ağırlığından ağırlıklarından
tamlayan ağırlığının ağırlıklarının

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağırlığınca altın etmek, ağırlığınca altın değmek, ağırlığını koymak, ağırlığı olmak, ağırlık basmak, ağırlık çökmek, ağırlık olmak.

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

ağırlık çalışması, ağırlık merkezi, ağırlık yitimi, başağırlık, gramağırlık, horoz ağırlık, kilogramağırlık, orta ağırlık, özgül ağırlık, sinek ağırlık, tüy ağırlık, atom ağırlığı, el ağırlığı.

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]