İçeriğe atla

çökmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): [tʃœc.ˈmec]
  • Heceleme: çök‧mek

Eylem

[düzenle]

çökmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çöker)

Çökmüş yol (1)
Çökmüş bir köprü (2)
Suya çöken ördekler (4)
Alnı ve yanakları çökmüş insan (7)
Sis çökmüş (9)
Tortusu dibine çökmüş şarap (11)
  1. Bulunduğu düzeyden aşağı inmek; çukurlaşmak, batmak, obrumak.
    • "Altımız oynadı, toprak çöktü üstüme. Bağırıyordum. Toprak sıkıştırıyordu." - Yaşar Kemal
  2. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak.
    • "Bir, bilemedin bir buçuk kulaçlık bir tavan çöktü bana kalırsa…" - Mustafa Necati Sepetçioğlu
  3. çömelmek
    • Dekoru anlatmadım ki "tepsinin çevresine çökmüş kahvaltı edişimizi" görebilesiniz.
      — Pınar KÜR, 2004, Küçük Oyuncu, s. 12, Everest Yayınları
  4. Oturmak, birdenbire oturmak.
    • "Soluk soluğa yere çöktü." - Falih Rıfkı Atay
  5. Birinin, bir şeyin üzerine çullanmak.
  6. deve, sığır vb. hayvanların olduğu yere oturması.
    • Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
  7. şakak, avurt vb. içeri doğru girmesi, çukurlaşması.
    • Kadının yanakları daha fazla çöktü. - H. E. Adıvar
  8. basmak, yayılmak
    • Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor. - N. F. Kısakürek
  9. sis, duman vb. şeylerin inerek kaplaması.
    • İstanbul'un nemli iklimi şubat soğuğuyla birleşip erkenden çökmüştü şehrin üstüne.
      — Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 87, Alakarga Sanat Yayınları
  10. (mecaz) sarsılıp dinçliğini yitirmek.
    • Hastalık esasen üçüncü devrede olduğu için oraya giden Ali bir-iki ay içinde büsbütün çökmüş, kendisinden artık ümit kesilmişti.
      — Osman Cemal KAYGILI, 2007, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri, s. 45, Merkez Kitapçılık
  11. Sıvı maddelerde tortunun dibe oturması.
  12. (mecaz) son bulmak, yıkılıp dağılmak, göçmek.
    • Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi. - A. Gündüz
  13. (mecaz) yoğun bir biçimde duymak
    •  Buna rağmen akşam olup da ortalık kararınca içime sebepsiz bir hüzün çöktü.
      — Sabahattin Ali, 1943, Kürk Mantolu Madonna, s. 69, Remzi Kitabevi
  14. kaynar suya atılmış kuru çayın bir süre sonra çaydanlığın dibine inmesi sonucunda çayın içilebilir hâle gelmesi
    • Muazzez, çayın çabuk çökmesi için bileğini zarifçe bükerek demliği çay kaşığıyla karıştırıyor, içten içe, mutfağa girdiğini bildiği Haydar'ın tepkisini bekliyordu.
      — Emrah POLAT, 2015, Köpek Adamlar, s. 49

Çekimleme

[düzenle]
çökmek eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit çöktüm çöktün çöktü çöktük çöktünüz çöktüler
hikâye çöktüydüm çöktüydün çöktüydü çöktüydük çöktüydünüz çöktüydüler
rivayet
şart çöktüysem çöktüysen çöktüyse çöktüysek çöktüyseniz çöktüyseler
çöktülerse
belirsiz geçmiş basit çökmüşüm çökmüşsün çökmüş çökmüşüz çökmüşsünüz çökmüşler
hikâye çökmüştüm çökmüştün çökmüştü çökmüştük çökmüştünüz çökmüştüler
rivayet çökmüşmüşüm çökmüşmüşsün çökmüşmüş çökmüşmüşüz çökmüşmüşsünüz çökmüşmüşler
şart çökmüşsem çökmüşsen çökmüşse çökmüşsek çökmüşseniz çökmüşseler
çökmüşlerse
geniş basit çökerim çökersin çöker çökeriz çökersiniz çökerler
hikâye çökerdim çökerdin çökerdi çökerdik çökerdiniz çökerdiler
rivayet çökermişim çökermişsin çökermiş çökermişiz çökermişsiniz çökermişler
şart çökersem çökersen çökerse çökersek çökerseniz çökerseler
çökerlerse
şimdiki basit çöküyorum çöküyorsun çöküyor çöküyoruz çöküyorsunuz çöküyorlar
hikâye çöküyordum çöküyordun çöküyordu çöküyorduk çöküyordunuz çöküyordular
rivayet çöküyormuşum çöküyormuşsun çöküyormuş çöküyormuşuz çöküyormuşsunuz çöküyormuşlar
şart çöküyorsam çöküyorsan çöküyorsa çöküyorsak çöküyorsanız çöküyorsalar
çöküyorlarsa
gelecek basit çökeceğim çökeceksin çökecek çökeceğiz çökeceksiniz çökecekler
hikâye çökecektim çökecektin çökecekti çökecektik çökecektiniz çökecektiler
rivayet çökecekmişim çökecekmişsin çökecekmiş çökecekmişiz çökecekmişsiniz çökecekmişler
şart çökeceksem çökeceksen çökecekse çökeceksek çökecekseniz çökecekseler
çökeceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit çökeyim çökesin çöke çökelim çökesiniz çökeler
hikâye çökeydim çökeydin çökeydi çökeydik çökeydiniz çökeydiler
rivayet çökeymişim çökeymişsin çökeymiş çökeymişiz çökeymişsiniz çökeymişler
şart
şart basit çöksem çöksen çökse çöksek çökseniz çökseler
hikâye çökseydim çökseydin çökseydi çökseydik çökseydiniz çökseydiler
rivayet çökseymişim çökseymişsin çökseymiş çökseymişiz çökseymişsiniz çökseymişler
şart
gereklilik basit çökmeliyim çökmelisin çökmeli çökmeliyiz çökmelisiniz çökmeliler
hikâye çökmeliydim çökmeliydin çökmeliydi çökmeliydik çökmeliydiniz çökmeliydiler
rivayet çökmeliymişim çökmeliymişsin çökmeliymiş çökmeliymişiz çökmeliymişsiniz çökmeliymişler
şart çökmeliysem çökmeliysen çökmeliyse çökmeliysek çökmeliyseniz çökmeliyseler
çökmelilerse
emir basit çök çöksün çökün
çökünüz
çöksünler
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit çökmedim çökmedin çökmedi çökmedik çökmediniz çökmediler
hikâye çökmediydim çökmediydin çökmediydi çökmediydik çökmediydiniz çökmediydiler
rivayet
şart çökmediysem çökmediysen çökmediyse çökmediysek çökmediyseniz çökmediyseler
çökmedilerse
belirsiz geçmiş basit çökmemişim çökmemişsin çökmemiş çökmemişiz çökmemişsiniz çökmemişler
hikâye çökmemiştim çökmemiştin çökmemişti çökmemiştik çökmemiştiniz çökmemiştiler
rivayet çökmemişmişim çökmemişmişsin çökmemişmiş çökmemişmişiz çökmemişmişsiniz çökmemişmişler
şart çökmemişsem çökmemişsen çökmemişse çökmemişsek çökmemişseniz çökmemişseler
çökmemişlerse
geniş basit çökmem çökmezsin çökmez çökmeyiz çökmezsiniz çökmezler
hikâye çökmezdim çökmezdin çökmezdi çökmezdik çökmezdiniz çökmezdiler
rivayet çökmezmişim çökmezmişsin çökmezmiş çökmezmişiz çökmezmişsiniz çökmezmişler
şart çökmezsem çökmezsen çökmezse çökmezsek çökmezseniz çökmezseler
çökmezlerse
şimdiki basit çökmüyorum çökmüyorsun çökmüyor çökmüyoruz çökmüyorsunuz çökmüyorlar
hikâye çökmüyordum çökmüyordun çökmüyordu çökmüyorduk çökmüyordunuz çökmüyordular
rivayet çökmüyormuşum çökmüyormuşsun çökmüyormuş çökmüyormuşuz çökmüyormuşsunuz çökmüyormuşlar
şart çökmüyorsam çökmüyorsan çökmüyorsa çökmüyorsak çökmüyorsanız çökmüyorsalar
çökmüyorlarsa
gelecek basit çökmeyeceğim çökmeyeceksin çökmeyecek çökmeyeceğiz çökmeyeceksiniz çökmeyecekler
hikâye çökmeyecektim çökmeyecektin çökmeyecekti çökmeyecektik çökmeyecektiniz çökmeyecektiler
rivayet çökmeyecekmişim çökmeyecekmişsin çökmeyecekmiş çökmeyecekmişiz çökmeyecekmişsiniz çökmeyecekmişler
şart çökmeyeceksem çökmeyeceksen çökmeyecekse çökmeyeceksek çökmeyecekseniz çökmeyecekseler
çökmeyeceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit çökmeyeyim çökmeyesin çökmeye çökmeyelim çökmeyesiniz çökmeyeler
hikâye çökmeyeydim çökmeyeydin çökmeyeydi çökmeyeydik çökmeyeydiniz çökmeyeydiler
rivayet çökmeyeymişim çökmeyeymişsin çökmeyeymiş çökmeyeymişiz çökmeyeymişsiniz çökmeyeymişler
şart
şart basit çökmesem çökmesen çökmese çökmesek çökmeseniz çökmeseler
hikâye çökmeseydim çökmeseydin çökmeseydi çökmeseydik çökmeseydiniz çökmeseydiler
rivayet çökmeseymişim çökmeseymişsin çökmeseymiş çökmeseymişiz çökmeseymişsiniz çökmeseymişler
şart
gereklilik basit çökmemeliyim çökmemelisin çökmemeli çökmemeliyiz çökmemelisiniz çökmemeliler
hikâye çökmemeliydim çökmemeliydin çökmemeliydi çökmemeliydik çökmemeliydiniz çökmemeliydiler
rivayet çökmemeliymişim çökmemeliymişsin çökmemeliymiş çökmemeliymişiz çökmemeliymişsiniz çökmemeliymişler
şart çökmemeliysem çökmemeliysen çökmemeliyse çökmemeliysek çökmemeliyseniz çökmemeliyseler
çökmemelilerse
emir basit çökme çökmesin çökmeyin
çökmeyiniz
çökmesinler
hikâye
rivayet
şart

Deyimler

[düzenle]

diz çökmek, tavan başına çökmek

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. diz çökmek
  2. dibe çökmek

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

çökmek

  1. çökmek

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.