ocak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Vikipedi
Ocak (anlam ayrımı) hakkında Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.
Nuvola apps korganizer.png Bu madde 2008 yılında
3. haftanın sözcüğüydü.
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: Ocak, Oçak, oçak

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın ocak ocaklar
Belirtme (-i) ocağı ocakları
Yönelme (-e) ocağa ocaklara
Bulunma (-de) ocakta ocaklarda
Çıkma (-den) ocaktan ocaklardan
Tamlayan ocağın ocakların

ocak -ğı

[1] Ocak
[1] (mutfak eşyaları) ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
[2] (mimarlık) şömine
[3] (aletler) ısı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
[4] (lokantalar) kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
[5] yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
[6] bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak çukuru
[7] aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
[8] (aylar) yılın birinci ayı, kânunusani
Ocak ayını sevmem, oldum olası. - B. Felek
[9] (tarih) yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
[10] (tarih) yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
[11] ev, aile, soy
[11] bazı hastalıkları iyi ettiğine inanılan aile

Söyleniş[düzenle]

Ses Dosyası: Loudspeaker.svg ocak, Çoğul: Loudspeaker.svg

Heceleme[düzenle]

Heceleme: o·cak

Köken[düzenle]

Eski Türkçe: oçak < od, ot + ak

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "ocak"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Örnekler[düzenle]

[1] Üç balıkçı Güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar. - Halikarnas Balıkçısı
[2] Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar. - Y. K. Karaosmanoğlu
[3] Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak. - H. Taner
[4] Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür. - S. Birsel
[5] Mermer ocağı. Kömür ocağı.
[6] Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu. - S. F. Abasıyanık
[7] Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi. - F. R. Atay
[8] Ocak ayını sevmem, oldum olası. - B. Felek
[11] Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı. - A. Gündüz

Benzer sözcükler[düzenle]

od, oda, odak, odun, otağ

Atasözleri[düzenle]

Od yok ocak yok
Ya evlat bir, ya ocak kör

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

[1] (aylar) ocak

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe:

Kaynakça[düzenle]

  • Eyuboğlu, İsmet Zeki (1998). Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü. İstanbul: Sosyal Yayınlar. ISBN 975-738-472-2.
  • Türk Dil Kurumu: "ocak"
  • Sözlerin Soyağacı: ocak
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki