İçeriğe atla

ateş

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Ateş, âteş

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi آتش, Farsça آتش

ateş (belirtme hâli ateş, çoğulu ateşler)

Ateş, kibritin çakılmasıyla ortaya çıkıyor. (1)
Ateş (2)
Kadın, yemekleri ateşe koymuş. (3)
Askerler, top ateşine başlamışlar.
Hemşire, hastanın ateşini ölçüyor. (5)
  1. (kimya, yangın, ışık kaynakları) Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık; od, nâr.
    • Bu eller, vücuda getireceği tesirle duman ve ateş içinde, bütün bir memleketin son feryadını uyandırarak soğuyup donabilirdi. - Hamdullah Suphi Tanrıöver
    • 'Ateş, insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarındandır ve kontrol altına alınması, medeniyetin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır.
  2. Tutuşmuş olan cisim.
  3. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç:
    • Yemeği ateşten indirdim.
  4. Patlayıcı silahların atılması.
    • Top ateşi geceye kadar sürdü.
  5. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı.
    • Yaşamak güzel şey, dedi ateşi otuz dokuz olmasına rağmen umut dolu bir hasta.
      — Salim NİZAM, 2026, “Kırlangıç Kahvesi”, Türk Dili, 890. sayı, s. 19
  6. (duygular, mecaz) Öfkeden dolayı oluşan kızgınlık.
    • Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı. - Tarık Buğra
  7. (duygular, mecaz) Şiddetli arzu.
    • Nejat Efendi'nin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu. - Halide Edip Adıvar
  8. (duygular, mecaz) Büyük üzüntü, acı.
    • "İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
    • Kendinizi ateşe atıyorsunuz.

Çekimleme

[düzenle]

Eş anlamlılar

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ateşe atmak, ateş!, ateş açmak, ateş almak, ateş almaya mı geldin?, ateş bacayı sarmak, ateş saçağı sarmak, ateş basmak, ateş çıkmak, ateş etmek, ateşe tutmak, ateşe vermek, ateşe vurmak, ateşe vursa duman vermez, ateş gibi, ateş gibi kesilmek, ateş gibi yanmak, ateşi başına vurmak, ateşi çıkmak, ateşi yükselmek, ateşi düşmek, ateşine yanmak, ateşini almak, ateşi uyandırmak, ateş kesilmek, ateş kesmek, ateşle oynamak, ateşler içinde yanmak, ateş püskürmek, ateş saçmak, ateş vermek, ateş yağdırmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

ateş balığı, ateş böceği, ateş burçları, ateş çemberi, ateş çiçeği, ateş düşürücü, ateş gecesi,ateş gemisi, ateş hattı, ateş kayığı, ateşkes, ateş kırmızısı, ateş küre, ateşölçer, ateş pahası, ateş parçası, ateş tuğlası, ateşten gömlek, alabanda ateş , çapraz ateş, aşk ateşi, bar ateşi, baraj ateşi, batarya ateşi, fındık ateşi, imha ateşi, Rum ateşi, taciz ateşi, yaylım ateşi

Çeviriler

[düzenle]

ateşli silahların ateşlenmesini sağlayan komut

organizmanın hastalıklara

yanma sırasında ortaya çıkan ışık

Kaynakça

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Farsça آتش

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: a‧teş

ateş

  1. (kimya, yangın) ateş

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Kırım Tatarcası

[düzenle]

ateş

  1. (kimya, yangın) ateş