basmak
Görünüm
| Ayrıca bakınız: başmak |
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]basmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi basar)




- Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak.
- Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. - C. Külebi
- Küçük çocuğun ayakta durabilmesi..
- bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.
- Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. - H. E. Adıvar
- Sıkıştırarak yerleştirmek.
- Peyniri küpe basmak.
- (matbaacılık) bası işi yapmak; tabetmek
- Bu asırda sen dualar, resimler basmak için çalıştın— Mehmet Emin YURDAKUL, 1979, Türk Sazı, s. 71, Atlas Kitabevi
- kaplamak.
- Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. - M. Ş. Esendal
- bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak.
- Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım. - S. F. Abasıyanık
- Bir yere baskın yapmak.
- Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. - E. İ. Benice
- kişinin yeni yaşına girmesi
- On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım. - A. Erhat
- duman, sis vb. şeylerin çevreyi kaplaması, çökmesi
- Bazen sis basar, gözgözü görmez olurdu.— Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, s. 48
- sıvı ve gazları basınçla itmek.
- Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
- (hayvancılık) kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması
- uygunsuz vaziyette yakalamak.
- Sekreteriyle ofiste bastılar.
- bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
- Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." - Y. Z. Bahadınlı
- Bir şeyi kuvvetle sıkıştırmak, bastırmak.
- İlhan sigarasını pencere önündeki küllüğe 'bastı, masaya geldi.— Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, s. 72, İletişim Yayınları
- Kıyafeti bir yana eğerek giymek
- Tüm hovardalar şapkayı yan basar.— Mustafa KUTLU, 2024, Başkanın Adamları, s. 20, Dergâh Yayınları
- Ateşli silahın tetiğine dokunmak, ateş etmek
- Doldurdu topluyu, bastı arka arkaya.— Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, s. 44, Dinozor Genç
Deyimler
[düzenle]ayak basmak, bağrına taş basmak, çürük tahtaya basmak, dalına basmak, dalları basmak, damgasını basmak, faka basmak, geri basmak, sırra kadem basmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]örtbas, tıka basa, dilbasar, karabasan, subasar, albastı, ayakbastı, dalbastı, kalburabastı, kaşbastı, kedibastı, kepbastı, kolbastı, külbastı, toprakbastı, elbasan tavası
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türkmence
[düzenle]Eylem
[düzenle]basmak