İçeriğe atla

basmak

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: başmak

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

basmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi basar)

Adamın bir ayağı daha yukarıda bir yere basıyor (1)
Bisikletçi, pedala basıyor (3)
Adam şarjör basıyor.' (4)
İşçier eser basıyor. (5)
  1. Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak.
    • Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. - C. Külebi
  2. Küçük çocuğun ayakta durabilmesi..
  3. bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.
    • Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. - H. E. Adıvar
  4. Sıkıştırarak yerleştirmek.
    • Peyniri küpe basmak.
  5. (matbaacılık) bası işi yapmak; tabetmek
    • Bu asırda sen dualar, resimler basmak için çalıştın
      — Mehmet Emin YURDAKUL, 1979, Türk Sazı, s. 71, Atlas Kitabevi
  6. kaplamak.
    • Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. - M. Ş. Esendal
  7. bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak.
    • Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım. - S. F. Abasıyanık
  8. Bir yere baskın yapmak.
    • Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. - E. İ. Benice
  9. kişinin yeni yaşına girmesi
    • On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım. - A. Erhat
  10. duman, sis vb. şeylerin çevreyi kaplaması, çökmesi
    • Bazen sis basar, gözgözü görmez olurdu.
      — Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, s. 48
  11. sıvı ve gazları basınçla itmek.
    • Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
  12. (hayvancılık) kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması
  13. uygunsuz vaziyette yakalamak.
    • Sekreteriyle ofiste bastılar.
  14. bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
    • Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." - Y. Z. Bahadınlı
  15. Bir şeyi kuvvetle sıkıştırmak, bastırmak.
    • İlhan sigarasını pencere önündeki küllüğe 'bastı, masaya geldi.
      — Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, s. 72, İletişim Yayınları
  16. Kıyafeti bir yana eğerek giymek
    • Tüm hovardalar şapkayı yan basar.
      — Mustafa KUTLU, 2024, Başkanın Adamları, s. 20, Dergâh Yayınları
  17. Ateşli silahın tetiğine dokunmak, ateş etmek
    • Doldurdu topluyu, bastı arka arkaya.
      — Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, s. 44, Dinozor Genç

Deyimler

[düzenle]

ayak basmak, bağrına taş basmak, çürük tahtaya basmak, dalına basmak, dalları basmak, damgasını basmak, faka basmak, geri basmak, sırra kadem basmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

örtbas, tıka basa, dilbasar, karabasan, subasar, albastı, ayakbastı, dalbastı, kalburabastı, kaşbastı, kedibastı, kepbastı, kolbastı, külbastı, toprakbastı, elbasan tavası

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

basmak

  1. basmak
  2. ezmek