basmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

basmak -ar

[1] vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına. - C. Külebi
[2] küçük çocuklar ayakta durabilmek
[3] bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız. - H. E. Adıvar
[4] sıkıştırarak yerleştirmek
Peyniri küpe basmak.
[5] bası işi yapmak, tabetmek
[6] örtmek, bürümek, kaplamak
Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk. - M. Ş. Esendal
[7] bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım. - S. F. Abasıyanık
[8] baskın yapmak
Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış. - E. İ. Benice
[9] bir kimse bir yaşa girmek
On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım. - A. Erhat
[10] duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek
Şehri akşamüstü sis basmıştı. - S. F. Abasıyanık
[11] basınç yaparak sıvı ve gazları itmek
Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
[12] kümes hayvanları kuluçkaya yatmak
[13] uygunsuz vaziyette yakalamak
[14] bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." - Y. Z. Bahadınlı

Söyleniş[düzenle]

IPA: /ˈbɑsmɑk/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: bas·mak

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] basmak
[2] üzerine çökmek
[3] yıkmak

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] basmak
[2] ezmek