bastırmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]bastırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bastırır)


- basma işini yaptırmak.
- Tarihte ilk defa altından sikke bastırılıyor; verimli Gediz toprakları işletiliyor ve Sart'tan Ninova'ya uzanan tecim caddesi (Kıral Yolu) Lidya'nın ekonomik hayatını perçinliyerek doğu ile batı (İran-Asur-Mısır-Yunan ülkeleri) arasında ticaret ve politikanın mihverini teşkil ediyordu.— Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, s. 15, Ülkü Basımevi
- Basma işini yapmak.
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." - Tarık Dursun K
- zararlı bir olayı önlemek
- Yangını bastırmak.
- durdurmak
- İsyanı bastırmak.
- üstünlüğünü göstermek
- Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor. - Ö. Seyfettin
- bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
- gidermek
- Heyecanını bir türlü bastıramıyor. - N. Araz
- hemen söylemek
- Cevabı bastırdı.
- ansızın birinin yanına gitmek
- Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar. - O. Rifat
- birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- bir çoban köpeği solumasıyla ansızın bastırdı yağmur.— Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, s. 50, Ataç Kitabevi
- baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar. - E. Bener
- kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
- (argo, cinsel ilişki) sikmek.
- Ulen, a kısır orospu, madem Nuri bey yetmiyor sana, arada bir beni çağırsan, ben de hafakanımla beraber seni bir bastırsam, ateşini alıversem de kemiklerini yumuşacık etsem, dokuz aya varmadan da...— Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, s. 99, Yordam Kitap
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "BASTIRMAK :"