İçeriğe atla

ezmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ez‧mek

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe

Eylem

[düzenle]

ezmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi ezer)

Fil, ayağının altındakini eziyor (1)
  1. üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek
    • Ben kendi hesabıma aruzu bir bal mumu gibi ezer, oynar, istediğim şekle sokardım. - E. B. Koryürek
  2. ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek
    • Rüzgârın içinde birbirini ezercesine kaçıştılar. - S. F. Abasıyanık
  3. sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek
    • Şerbet için şeker ezmek. Boya ezmek.
  4. Maddi sıkıntıya sokmak.
    • "Ağır vergiler halkı eziyordu." - Kâzım Karabekir
  5. dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak
    • Bu yol hayvanı ezdi.
  6. (mecaz) Karşıdakini tamamen yok edecek biçimde yenmek.
    • Düşmanı ezmek.
  7. (mecaz) Üzerine baskı yaparak hükmü altında inletmek.
    • "Yukarıda bulunanlar aşağıdaki halkı eziyorlar, bu zulümdür." - İsmail Habib Sevük
  8. (mecaz) Üzmek, sıkıntıya sokmak.
    • 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı,, Huzur, sayfa 148 , Dergâh Yayınları
      "Bu yüzden bütün ömrünce farkında olmadan zalim olmuş, kendisini o kadar seven, yaşadığını anlamak için duygularını yaşamağa muhtaç olan babasını adeta ezmişti."
  9. (mecaz) Sıkıntı yaratan bir durumu ortadan kaldırmak.
    • 2020: Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 217 , İletişim Yayınları
      "Kolumda dal budak salan ağrıyı ezmek için kaldırımı daraltan taş duvara yaslanıyorum."
  10. (argo) harcamak
    • Paraları bir haftada ezerim. - S. F. Abasıyanık

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

eze eze yenmek

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

ezimevi, elezer, özezer, karıncaezmez

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]


Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

ezmek

  1. ıslatmak, suya batırmak veya sokmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.