İçeriğe atla

hasta

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Farsça o da Farsça χasta خسته (yaralı, sayrı) sözcüğünden.

Söyleniş

[düzenle]
Hasta bir adam. (1)

Ön ad

[düzenle]

hasta (karşılaştırma daha hasta, üstünlük en hasta)

  1. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken (kimse, hayvan, organ); rahatsız, sayrı, sökel, alil, pestil.
    • "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu." - Yahya Kemal Beyatlı
  2. (mecaz) Bir şeyle aşırı derecede ilgilenen.
    • Maç hastası.
  3. (argo, para) Parasız, züğürt olan.
  4. (teklifsiz konuşma, zihin) Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

hasta (belirtme hâli hastayı, çoğulu hastalar)

  1. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken insan, hayvan veya organ.

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

hasta bakıcı, hasta bezi, hasta hakları, hasta kâğıdı, hastane, ağır hasta, ayaktan hasta, entübe hasta, akıl hastası, hastalık hastası, kalp hastası, ruh hastası, sinir hastası

İlgili kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
ad

Çeviriler

[düzenle]
ön ad

Kaynakça

[düzenle]

Kırım Tatarcası

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: has‧ta

hasta

  1. (hastalık) hasta