İçeriğe atla

çıplak

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Çıplak

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
IPA: IPA(anahtar): tʃɨplɑk, Çoğul: IPA(anahtar): tʃɨplɑklɑɣ
Ses Örneği: , Çoğul: -

Ön ad

[düzenle]

çıplak (karşılaştırma daha çıplak, üstünlük en çıplak)

Çıplak bir kadın(1)
Çıplak (2)
Çıplak ağaç (3)
Çıplak oda. (4)
  1. (giyim) Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; ari, üryan, , cıbıl, cıbıldak, cılcıbık, şallak, yalıncak.
    • 'Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı. - E. E. Talu
  2. (saç) Saçsız baş.
  3. Üzerinde yaprak olmayan.
    • Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı. - H. E. Adıvar
  4. İçinde gerekli eşya bulunmayan.
    • 1935: Sait Faik Abasıyanık, 1935 Meserret Oteli, Varlık, 45
      "Kadın, küçük salonu gözden geçir­mekteydi. İsviçre' de, bir aile pansiyonunun şirin köşkünde, iki kış geçirmişti. Basit, kullanılmaya elverişli, çıplak denilecek kadar boş, fakat her şeyi tamam bir salondu."
  5. (mecaz) Yoksul kişi.
    • Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek? - N. Cumalı
  6. Yalın, süssüz olan; daylak.
    • 1990: Asım GÖNEN, 1990, Acının Volkanı, sayfa 29 , Yazıt Yayınları
      "en çıplak sözlerle gel bugün bana sevdiğim."
  7. Apaçık ortada olan.
    • "Hepimiz, Erzilya gibi, güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeye, gizlemeye çalışıyoruz." - Peyami Safa

çıplak (belirtme hâli çıplağı, çoğulu çıplaklar)

  1. (resim) [Soyunmuş durumda olan vücudun resmi; .

Çekimleme

[düzenle]

Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

baldırı çıplak, çıplak alev, çıplak at, çıplak gözle, çıplak maaş, çıplak maden, çıplak model, çıplak mülkiyet, çıplak resim, çıplak tohumlular, çıplak ücret, çıplaklar kampı,


Çeviriler

[düzenle]


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

çıplak

  1. çıplak

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki