serbest
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]


serbest
- Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen.
- Tutuklu veya bağımlı olmayan.
- zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan
- Öğleyin serbestim, gelebilirsin.
- bazı kurallara bağlı olmayan
- Serbest ticaret. Serbest nazım.
- sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan
- (kişilik) Ağırbaşlı olmayan, hoppa.
- hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen
- Serbest Bölge.
- başına buyruk, başka kurala bağlı olmayan
- Kafana göre takıl, serbestsin..
- (fizik) Hiçbir kuvvetin veya etkileşimin etkisi altında olmayan (nesne).
- (kimya) Bileşik hâlde bulunmayan (kimyasal element).
Belirteç
[düzenle]serbest
- Kendisine bir şeyi yapıp yapmamakta seçenek tanınmış olan.
- eş anlamlısı: özgür
- Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar. -M. Ş. Esendal
- Rahat hareket ederek, rahat konuşarak, sıkılgan ve utangaç davranmayarak.
- "Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar." - Memduh Şevket Esendal
Ad
[düzenle]serbest (belirtme hâli serbesti, çoğulu serbestler)
- Girmek için herhangi bir ücret ödemeyi veya belli bir grubun üyesi olmayı gerektirmeme, halka açık olma.
- Salı günleri müzeye giriş serbesttir.
Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]serbest atış, serbest bölge, serbest eczacı, serbest ekonomi, serbest elektron, serbest enerji, serbest güreş, serbest kart, serbest meslek, serbest mıntıka, serbest muhasebeci, serbest nazım, serbest piyasa ekonomisi, serbest su, serbest vuruş, serbest yük