türlü
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Heceleme
[düzenle]- Heceleme: tür‧lü
Ön ad
[düzenle]türlü (karşılaştırma daha türlü, üstünlük en türlü)

- Birden çok türü bulunan; tür
- "Kuşkuları, korkuları yenmek için insanlar türlü işler icat ettiler." - Yaşar Kemal
- Değişik türleri içinde bulunduran.
Ad
[düzenle]türlü (belirtme hâli türlüyü, çoğulu türlüler)

- (yiyecekler) Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek
- "Ne var bu türlünün içinde böyle?" dedi Süreyya Hanım kuşkulu kuşkulu."Patlıcan, bamya, taze fasulye, kabak."— İpek s. Burnett, 2013, Romancı, s. 200, Yapı Kredi Yayınları
Deyimler
[düzenle]bacak kadar boyu var türlü türlü huyu var, bir ayak üstünde bin yalan söylemek, saçları iki türlü olmak
Çeviriler
[düzenle]ad
|
Çeviriler
[düzenle]ön ad
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "türlü" maddesi
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe tür
Ön ad
[düzenle]türlü
- türlü
Kırım Tatarca
[düzenle]Belirteç
[düzenle]türlü
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki