sıkıntı

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: sɯcɾɯnˈtɯ, çoğulu IPA: sɯcɾɯntɯˈlaɾ

Heceleme[düzenle]

Heceleme: sı·kın·tı

[düzenle]

sıkıntı (belirtme hâli sıkıntıyı, çoğulu sıkıntılar)

  1. (ruh bilimi) işsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet, ızdırap
    İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. - P. Safa
  2. bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet
    Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm. - A. Gündüz
  3. yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
    İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. - S. F. Abasıyanık
  4. bulunmama durumu
    Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi. - İ. O. Anar
  5. (mecaz) sorun, mesele, sendrom, problem
    Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu. - B. Felek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

sıkıntılı, sıkıntısız, sıkıntıyla, sıkıntıysa

Kaynakça[düzenle]