yük
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]yük (belirtme hâli yükü, çoğulu yükler)

- araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi
- Çölde yük götüren vasıta develer, insan taşıyan vasıta hecinlerdir. - F. R. Atay
- bir bir şeyin ağırlığı
- (ölçü birimleri) araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar
- Bir yük odun işte. Azı da o, çoğu da o.— 2022, Ümit KAFTANCIOĞLU, Altın Ekin, Dinozor Genç, s. 133
- eşya
- Bütün yükü bu bavul.
- (mecaz) birinin üzerine almak zorunda zorunda kaldığı ağır görev
- Ben bu yükün altına giremem.
- Bu yüke herkes katlanamaz.
- (mecaz) tedirginlik veren şey, engel
- (fizik) bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı
- (tarih) yüz bin kuruşluk mal veya tutar
- Mademki öyledir, bir yük getirip satan herkes iki akçe versin. -T. Buğra
- (halk ağzı) doğacak bebek
- yüklük
- Haydi şu yüke giriver!.. - S. F. Abasıyanık
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]yük altına girmek, yük etmek, yük olmak, yükte hafif pahada ağır, yükünü almak, yükünü çekmek, yükünü tutmak, yük vurmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]yük arabası, yük asansörü, yükçeker, yük gemisi, yük hayvanı, yük katarı, yük odası, yük treni, yük vagonu, aşırı yük, baz yük, dökme yük, kuru yük, serbest yük, deve yükü, kar yükü, rüzgâr yükü
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]yük
- bagaj, yük
Kumanca
[düzenle]Ad
[düzenle]yük