düzmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Heceleme
[düzenle]- Heceleme: düz‧mek
Eylem
[düzenle]düzmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi düzer)


- Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek.
- "Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar." - Memduh Şevket Esendal
- Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek.
- (şiir sanatı, müzik) Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek.
- Ne yazık ki gerek Çiroz Ali, Acem İsmail, Zil İzzet zamanından, gerek onlardan bir öncekilerden, gerekse onlardan sonra yetişenlerden birçoklarının mani, semai, koşma, destan, kalenderi gibi birçok eserleri meydanda olduğu halde Çiroz'un kendi içinden gelme, kendi düzdüğü bir tek manisini bile bulamadım.— Osman Cemal KAYGILI, 2007, İstanbul'da Semai Kahveleri ve Meydan Şairleri, s. 46, Merkez Kitapçılık
- uydurmak.
- (argo, cinsel ilişki) sikmek.
- Beş kuruş ödemeden karı düzeceksin, bırak ihtiyar da zevk alsın dedim.— Pınar KÜR, 1983, 3. baskı, Asılacak Kadın, s. 122, Yazarlar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi