ağır

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın ağır ağırlar
Belirtme (-i) ağırı ağırları
Yönelme (-e) ağıra ağırlara
Bulunma (-de) ağırda ağırlarda
Çıkma (-den) ağırdan ağırlardan
Tamlayan ağırın ağırların

ağır -rı

[1] (spor) ağır sıklet
Yıllarca ağırda güreşti.

Kaynakça

Belirteç[düzenle]

[1] yavaş bir biçimde
Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu. - E. İ. Benice

Türk lehçeleri

Çeviriler

Atasözleri

Ağır git ki yol alasın
Ağır ol batman gel
Ağır otur ki bey desinler
Ağır taş batman döver
Ağır yongayı yel kaldırmaz
Baş ağır gerek, kulak sağır
Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır

Ön ad[düzenle]

[1] tartıda çok çeken, hafif karşıtı
Kurşun, ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır.
[2] çapı, boyutu büyük
Ağır top.
[3] yavaş
Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor. - E. M. Karakurt
[4] yoğun
Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı. - A. Sayar
[5] fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten
[6] değeri çok olan, gösterişli
Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi. - M. C. Kuntay
[7] çetin, güç
Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu. - F. F. Tülbentçi
[8] ciddi
[9] sıkıntı veren, bunaltan
[10] dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı
Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum. - N. Ataç
[11] (mecaz) ağırbaşlı, ciddi
Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı. - H. E. Adıvar
[12] keskin, boğucu
Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır. - F. R. Atay
[13] kısık, alçak
Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi. - O. C. Kaygılı
[14] davranışları yavaş olan
[15] sindirimi güç
Ağır bir yemek.
[16] (müzik) yavaş vuruşlu tempo, adagio, lento

Köken

Eski Türkçe

Deyimler

ağır başlı
ağır metal
ağır sanayi
yükte hafif, pahada ağır

Türk lehçeleri

Çeviriler

Azerice[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] oturaklı

Çağatayca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] sakil, gurun, semin

Kırım Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] ağır

Kaynakça

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.