çekme

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: /t͡ʃecˈme/, çoğulu IPA: /t͡ʃecmeˈleɾ/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çek·me

[düzenle]

çekme (belirtme hâli çekmeyi, çoğulu çekmeler)

  1. çekmek işi
    Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı. - C. Uçuk
  2. (mobilya) çekmece
    Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü. - H. Taner
  3. (mobilya) masa, dolap gibi şeylerin dışarıya çekilen gözü
  4. yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak
  5. (müzik) parmak veya mızrapla çalınan çalgı
  6. ağaç yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi
  7. yaparken giyilen bir şalvar türü
  8. (spor) vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Karşıt anlamlılar[düzenle]

  1. çekmeme, itme

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

çekiverme, çekmeci, çekmecik, çekmecilik, çekmek, çekmeli, çekmesiz, çekmeyle, çekmeyse

Atasözleri[düzenle]

Al malın iyisini, çekme kaygısını
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını

Kaynakça[düzenle]

Çekimli eylem[düzenle]

  1. çekmek eyleminin üçüncü tekil şahıs emir kipinin olumsuz çekimi.

Söyleniş[düzenle]

IPA: /t͡ʃecˈme/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çek·me

Karşıt anlamlılar[düzenle]

çek

Örnekler[düzenle]

  1. Saçlarımı çekmesene!

Ön ad[düzenle]

Yalın Karşılaştırma Üstünlük
çekme daha çekme en çekme
  1. çekilerek giyilen veya kullanılan
  2. düzgün biçimli

Söyleniş[düzenle]

IPA: t͡ʃecˈme

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çek·me

Çeviriler[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Örnekler[düzenle]

  1. Erkekleri, yandan lastikli çekme potinden başkasını bilmiyorlardı. - R. H. Karay
  2. Çekme burun.