yüksek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: Yüksek, yükseklik

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın yüksek yüksekler
Belirtme (-i) yükseği yüksekleri
Yönelme (-e) yükseğe yükseklere
Bulunma (-de) yüksekte yükseklerde
Çıkma (-den) yüksekten yükseklerden
Tamlayan yükseğin yükseklerin

yüksek -ği

[1] yukarıda, üst tarafta olan yer
Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. - M. Ş. Esendal

Köken[düzenle]

Türkçe:

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yere yatma yel alır
Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı
Yüksek dağın başı dumanlı olur

Ön ad[düzenle]

[1] altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı
Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. - Ö. Seyfettin
[2] belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
[3] güçlü, şiddetli
Yüksek basınç.
Yüksek gerilim.
[4] etkili
Gönlünün matemiyle mağrur olan kimseye. Cihanın acep hangi sevinci yüksek gelir? - E. B. Koryürek
[5] derece veya makamı bakımından üstün
Yüksek kurul.
[6] normal değerlerin üstünde olan
Türk milletinin karakteri yüksektir. - Atatürk
[7] erdemli, faziletli
Vatana gözyaşı döktünse eğer. Varlığın bu yüksek gururu anlar. - E. B. Koryürek
[8] toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan
Yüksek sosyete.

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]