yüksek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Ayrıca bakınız: Yüksek, yükseklik

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

yüksek (belirtme hâli yükseği, çoğulu yüksekler) -ği

  1. yukarıda, üst tarafta olan yer
    Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. - M. Ş. Esendal

Çekimleme[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

  1. altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı
    Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. - Ö. Seyfettin
  2. belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan
  3. güçlü, şiddetli
    Yüksek basınç.
    Yüksek gerilim.
  4. etkili
    Gönlünün matemiyle mağrur olan kimseye. Cihanın acep hangi sevinci yüksek gelir? - E. B. Koryürek
  5. derece veya makamı bakımından üstün
    Yüksek kurul.
  6. normal değerlerin üstünde olan
    Türk milletinin karakteri yüksektir. - Atatürk
  7. erdemli, faziletli
    Vatana gözyaşı döktünse eğer. Varlığın bu yüksek gururu anlar. - E. B. Koryürek
  8. toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan
    Yüksek sosyete.

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Atasözleri[düzenle]