uzun
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]uzun

- İki ucu arasında fazla uzaklık olan.
- (zaman) Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren.
- Sabahçı kahvelerini kapamadan evvel birkaç tane gece barınma evine şiddetle ihtiyacı olan İstanbul şehrinin kışı bazan ne kadar uzun ve bitmez tükenmez bir âfettir; bilen bilir.— 18 Mayıs 1940, Sait Faik ABASIYANIK, “Bir takım İnsanlar”, Vakit, s. 5
- Birçok kez yapılan.
- Aletler, uzun denemelerin, ince hesapların, birbirini tamamlayan bilgi ve diğer aletlerin mahsulüdür. - M. Kaplan
Belirteç
[düzenle]uzun
- Uzun süre devam edecek biçimde, uzun süre.
- Bununla beraber bu zalim düşünceler uzun sürmez, her fikir zıddıyla beraber geldiği için Mümtaz onlardan çabuk kurtulurdu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
- ayrıntılı, derinlemesine
- Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar. - H. E. Adıvar
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]saçı uzun aklı kısa, uzun atlama, uzun boylu, uzun burunlu, uzun dalga, uzun dalga bandı, uzun gövdesi, uzun hikâye, uzun ivdirici, uzun kulaktan haber almak, uzun oturmak, uzun süreli, uzun uzadıya, uzun yaşın ahiri ölüm
İlgili sözcükler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "UZUN :"
Azerice
[düzenle]Belirteç
[düzenle]uzun
- uzun
Ön ad
[düzenle]uzun
- uzun
Kırım Tatarcası
[düzenle]Ön ad
[düzenle]uzun
- uzun
Özbekçe
[düzenle]Ön ad
[düzenle]uzun
- uzun