İçeriğe atla

alt

Vikisözlük sitesinden

Dillerarası

[düzenle]

Sembol

[düzenle]

alt

  1. (ISO 639) Güney Altayca için ISO 639-3 standardında tespit edilen uluslararası dil kodu.

Ek okumalar

[düzenle]
  • İngilizce Vikipedi'de alt

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
(ad): Uçağın altı (1)
(ad): Sütunların altında dikdörtgen destekler var (2)
(ad): Adamın altına çizmenin siyah kısmı değiyor. (3)
(ad): Kule, alta doğru genişliyor. (4)
(ad): Türk ordusu, Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ün altıydı. (5)

alt (belirtme hâli altı, çoğulu altlar)

  1. Bir şeyin yere bakan yanı; zir, üst karşıtı
    • "Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor." - Ziya Osman Saba
  2. Bir nesnenin tabanı
    • "Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı." - Osman Cemal Kaygılı
  3. (kemikler) Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü:
    • Altına sandalye çekmek.
  4. Bir şeyin yere yakın bölümü
  5. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse; madun


Çekimleme

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

alt (karşılaştırma daha alt, üstünlük en alt)

  1. Sınıflamalarda ikinci derecede olan; ast:
    • Alt sınıf. Alt cins. Alt takım.
  2. Birkaç şeyden aşağıda olan:
    • "Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş." - Haldun Taner

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

alt alta, alt etmek, alt tarafı, alt yanı, altı kaval üstü şeşhane, altında kalmamak, altından çapanoğlu çıkmak, altından girip üstünden çıkmak, altından kalmak, altını çizmek, altını üstüne getirmek, altlı üstlü, altta kalanın canı çıksın, alttan almak, alttan alta, alt üst etmek, alt üst olmak

=Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

alt ağ, alt bölüm, alt cins, alt çene, alt deri, alt diş, alt dudak, alt familya, alt geçit, alt güverte, alt hava yuvarı, alt ırk, alt kat, alt katman, alt kurul, alt program, alt rutin, alt sınıf, alt şube, alt tabaka, alt tür, alt yordam, alt tarafı,

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Almanca

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

alt (karşılaştırma älter, üstünlük am ältesten)

  1. eski
    zıt anlamlısı: neu
    aus alt mach neu eskiden yeni yap
  2. yaşlı
    zıt anlamlısı: jung
    Der alte Mann kann kaum mehr gehen. Yaşlı adam artık zorlukla yürüyebiliyor.

Kaynakça

[düzenle]

Anagramlar

[düzenle]

Azerice

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: alt

alt

  1. alt

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: alt

alt

  1. alt

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki