öz

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın öz özler
Belirtme (-i) özü özleri
Yönelme (-e) öze özlere
Bulunma (-de) özde özlerde
Çıkma (-den) özden özlerden
Tamlayan özün özlerin

öz -zü

Anlamlar

[1] (felsefe) bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, , nefis, derun, varoluş karşıtı
Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti. - H. Taner
[2] bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre
Karaciğer özü. Meyve özü. Mısır özü.
[3] çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça
[4] (bitki bilimi) bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm
Ağacın çürüğü özünden olur; yiğidin iyisi sözünden olur - Halk türküsü
[5] bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. - A. Gündüz

Deyimler

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu: "öz"

Türk lehçeleri

Çeviriler

Adıl[düzenle]

Anlamlar

[1] kendi, zat
Bir od düştü yanar tatlı özüme; dünya zindan görünüyor gözüme - Karacaoğlan

Türk lehçeleri

Çeviriler

Ön ad[düzenle]

Anlamlar

[1] kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan
Size öz evladım gibi davranacağım. - A. Kulin
[2] içine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı

Türk lehçeleri

Çeviriler


Azerice[düzenle]

[düzenle]

Anlamlar

[1] öz, kendi

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

Anlamlar

[1] , cuher, kalb, akraba
[2] bir kabile ismi

Eski Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Anlamlar

[1] öz, kendi, nefis
[2] can
[3] ruh
[3] gönül
[4] iki dağ arasında bulunan dere
[5] yürek ve karnın içindeki nesne
[6] yağ
[7] ağaç özü

Ön ad[düzenle]

Anlamlar

[1] sağır

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

Anlamlar

[1] öz

Köken

[1] Eski Türkçe: öz

Atasözleri

[1] Ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı

Kaynakça

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Kırım Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

Anlamlar

[1] asıl , esas

Alt kavramlar

[1] özü : kendisi

Şorca[düzenle]

[düzenle]

Anlamlar

[1] öz